Gündem

İSLAM ÜLKELERİ TAŞIMA VE LOJİSTİKTE NEDEN GERİ KALDI? (1) İSLAM ÜLKELERİ TAŞIMA VE LOJİSTİKTE NEDEN GERİ KALDI? (1) 06.06.2012

Denizcilik aynı zamanda kültür etkileşimini, kültür değişimini büyük ölçüde etkileyen bir unsur olarak da dikkat çektiği gibi, denizcilikte ilerlemiş milletlerin refah seviyelerinin de çok artmış olduğunu görmekteyiz. İslam öncesinde Araplar'ın fazla denizcilik bilgisi olmadığını, Basra ve Umman körfezi kıyısında yaşayan Araplar'ın ise oldukça iyi denizci oldukları ve Hint Okyanusu'na, Uzakdoğu kıyılarına kadar seyahat edebildiklerini biliyoruz.

 Genel bir çerçevede değerlendirdiğimizde, İslam ülkelerinin çoğunluğunun dünyadaki en fakir ülkeler arasında olduğunu, doğal kaynaklarından dolayı zengin kategorisinde sayılsalar bile dünyada kalkınmış tek bir Müslüman ülke olmadığını, tarihte İslam devletlerinin zenginliğinin halka yansımadığını görmekteyiz.

Bütün bunları değerlendirmek ve konu üzerinde bilgi aktarmak oldukça uzun zaman alacak olgu durumundadır. Bu yazımızda, İslam ülkelerinin sektörümüzle ilgili konularda neden geri kaldıklarını, özellikle denizciliğin ihmal edilmesini ve bunun da gelişmeyi engellediğini muhtelif örneklerle sunmaya çalışacağız.

Günümüzde deniz ticaretinin özellikle denizyolu ile yapılan taşıma nedeniyle dünya dış ticaretinde büyük rol oynadığını, bugün ise deniz ticareti ve ülkelerin deniz kuvvetlerinin gelişmesi ve korunmasında geçmişte olduğu kadar büyük rol oynamadığını görüyoruz. Bugün bu önemin, sivil, ticari ve askeri havacılığın ve uzay teknolojileriyle uyduların eline geçtiğini görmekteyiz. Tarihi perspektifte milletlerin gelişmesinde, denizcilik ve deniz ticareti, öncelikle gemi yapımı için matematik, astronomik bilim verilerine ihtiyaç duyulması ve bunun yanında iklimler ve coğrafi bölgeler hakkında bilgi sahibi olunmasıyla mümkündü. Bu da toplumu devamlı teknoloji geliştirmeye, yeni buluşlara açık olmaya yönlendiriyordu.

İlk denizci medeniyeti Fenikeliler kabul edilir ve Fenikeliler MÖ 1200'lü yıllarda zamanımızdan 3 bin 200 yıl önce bugünkü Suriye ve Lübnan kıyılarına yerleşmiş, Doğu Akdeniz ve Batı Afrika sahillerine deniz ticaretini geliştirmiş ve koloniler kurmuştu. Tarihi süreç içerisinde deniz ticaretinin bilgiyi geliştirmesine en güzel örnek Fenikeliler'in geliştirdikleri 22 harflik alfabedir. Bu alfabenin tarihi süreç içerisinde Yunan, Roma alfabelerini etkilediğini ve Latin alfabesinin oluşumunda katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Denizcilik aynı zamanda kültür etkileşimini, kültür değişimini büyük ölçüde etkileyen bir unsur olarak da dikkat çektiği gibi, denizcilikte ilerlemiş milletlerin refah seviyelerinin de çok artmış olduğunu görmekteyiz.

İslam öncesinde Araplar'ın fazla denizcilik bilgisi olmadığını, Basra ve Umman Körfezi kıyısında yaşayan Araplar'ın ise oldukça iyi denizci oldukları ve Hint Okyanusu'na, Uzakdoğu kıyılarına kadar seyahat edebildiklerini biliyoruz. İslam'ın doğduğu Mekke şehrinde yaşayan Araplar başta olmak üzere genelde Araplar çöl yaşamı içinde denizcilik konusunda ilgi ve bilgisi olmayan bir toplumdu. Suriye'de Şam şehri ile Kudüs'ün 635-636 yıllarında ele geçirilmesiyle Müslümanlar denizle tanışmaya başladı.

711 yılında Müslümanlar İspanya'yı istila ederken donanma çok önemli rol oynamış olsa da o zamanlarda Bizans donanması çok güçlü bir durumdaydı.

Emeviler döneminde Bizans donanmasının, Müslüman donanmasını kesin bir sonuçla mağlup etmesiyle Emevi devri kapanmış ve Abbasi'ler yönetimi ele geçirmiş, ancak onlar da denizciliğe gereken önemi vermemiştir.

Abbasiler'e paralı askeri hizmet veren Türkler'in, Abbasiler yıkıldıktan sonra tarih sahnesinde ağırlıklı olarak kendilerini gösterdiğini, 11'inci yüzyılın ikinci yarısında da ilk Türk deniz kaptanı Çaka Bey'in İzmir'de ortaya çıktığını görüyoruz. Çaka Bey İstanbul'da Bizans sarayında kaldığı sürede Latince ve Yunanca yanında denizciliği de öğrenmişti.

Türkler'in henüz Anadolu'ya yerleşmeye başladığı 11'inci yüzyılda Akdeniz ve Ege'de Bizans donanması geriliyor, Venedikliler hızla denizcilik hakimiyetini ele geçiriyordu. Venedikliler, hem Müslüman hem de Bizans ile denizyoluyla yapılan geniş bir ticaret ağına sahipti. Venedik şehir devletinin zenginliği o dönemde 3 bin civarında olan gemileriyle yaptıkları deniz ticaretinden geliyordu.

Venedik Papa'ya baskı yaparak daha fazla ticari üstünlük sağlamak için Haçlı seferini organize ettirdi ve Bizans'ın ele geçirilmesinde büyük rol oynadı. İstanbul Bizans tarafından 1261'de tekrar geri alındığında Bizans İmparatoru, güçlü bir donanma olmadan İstanbul'un korunamayacağını, ticari başarı sağlanamayacağını ve güçlü bir devlet olunamayacağını anlamıştı.

Akdeniz'de stratejik adalar da çok önem arz ediyordu ve bu adaları ele geçirmek için deniz savaşları yapılıyordu. Kısa bir örnekle çok önemli stratejik konuma sahip Sapienza Adası için Venedik ve Cenova donanmaları savaşmış ve Venedikliler'in galibiyeti ile sonuçlanan savaş sonrası Venedik çok önemli ticari avantajlar sağlamıştı.

Osmanlılar da ticari ve askeri olarak bu stratejik yerlerin önemini kısa zamanda kavramış ve İstanbul fethedilmeden bir sene önce İstanbul Boğazı'nın en dar yerine 1452 yılında Rumeli Hisarını inşa etmişti.

Osmanlılar İstanbul'u fethetmede, denizciliğin ve donanmanın önemini kavramış ve fetihte donanma önemli rol oynamış olmakla birlikte, o dönemin en güçlü donanması olan Venedik karşısında önemli başarı sağlayamadılar.

Yazımızda bazı detay açıklamalar olmakla birlikte konunun tam anlaşılabilir olması ve günümüzde lojistik merkezler, stratejik bölgeler olarak adlandırılan coğrafi yerleşim noktalarının tarih boyunca da önemli olduğunu göz önüne getirmek ve sonraki sayıda devam edecek açıklamalarımızla bağlantı kurmak için değerlendirilmiştir. (Devam edecek)

Selahattin Doğan/Transport

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72