Gündem

ÖZEL DEMİRYOLU ARAÇ İMALAT SANAYİ SEKTÖRÜ ÖZEL DEMİRYOLU ARAÇ İMALAT SANAYİ SEKTÖRÜ

Türkiye taşımacılık sektöründeki yurtiçi yük taşımalarında payı yüze 4, yolcu taşımacılığındaki payı yüzde 2 civarında olan demiryolu sektörünün payının yüzde 15'lere çıkması durumunda ortaya çıkacak çeşitli tipteki vagon ihtiyacının en az 60 bin adet olacağını dikkate aldığımızda, vagon imalat sanayinin ve yan sanayinin bu üretim ve bakım-onarım kapasitesine erişmesi gerekmektedir.

Türkiye'de demiryolu altyapı işletmeciliği ve tren işletmeciliği, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) tarafından "tekel" olarak yapılmaktadır.

 
Bu tekel durumu yalnız altyapı ve tren işletmeciliğinde değil, demiryolu sektörünü oluşturan tüm alanlarda da son yıllara kadar devam etmiştir.

Daha düne kadar kendi personelinin elbisesini dikmiş, tüm personelinin her türlü eğitimini vermiş, kullanacağı yolcu ve yük vagonlarını üretmiş, yolların, lokomotiflerin, vagonların, sinyalizasyon, elektrifikasyon, telekomünikasyon tesislerinin, köprü ve viyadüklerin, binalarının velhasıl tüm kaynaklarının bakım ve onarımlarını, yedek parçalarının üretimini kendisi yapmıştır. Ayrıca kendisine ait hastanelerde ve yerel hekimlerinde tüm personelinin sağlık hizmetini yerine getirmiştir.

Demiryolu bir gün bakmıştır ki, kendisini sanayiciler, eğitimciler ve Türkiye tanımıyor. Çünkü demiryolu sektörü 2000'li yılların başına kadar içine kapanmış, etrafını duvarlarla örmüş olarak yaşıyordu. Bu nedenle Türkiye'de özel sektör demiryolu imalat sanayi ve yan sanayi hemen hemen hiç gelişmemiştir. Üniversiteler demiryolu ile ilgili programlar açmakta zorlanmaktadır.

 
Çünkü eğitim verebilecek öğretim elemanı yetişmemiştir.

Yakın zamanda çıkması beklenen demiryolu sektörünün serbestleştirilmesi ile ilgili yasalar sonrasında demiryolu sektörü önümüzdeki süreçte büyük sıçramalar yaparak büyüyecektir.

 
Ancak bu büyümenin sağlıklı ve teknolojik gelişmelere uygun bir şekilde olabilmesi, demiryolu sektörünü besleyen tüm sanayi sektörünün ve özellikle vagon imalat sanayinin ve yan sanayinin demiryolu ihtiyaçlarını karşılayacak yapıya kavuşturulması ile mümkün olabilecektir.

Önümüzdeki dönemde mal ve hizmet üretiminin en önemli ön şartı ve girdisi olan altyapı hizmetlerinin rekabetçi piyasada özel sektör tarafından sunumu esas alınacağı da dikkate alındığında, özel sektörün acilen kendisini şimdiden gelecekteki demiryolu sektörünün geliştirilmesine ve istenilen büyüklüğe ulaştırılmasına hazırlamalıdır.

Demiryolu sektörü yeniden yapılandırılırken, ülkemizin altyapı ihtiyacının, ekonomik ve sosyal gelişmeyi hızlandıracak şekilde kendi kaynakları ile karşılanması esas olacaktır. Bu suretle rekabetçi piyasanın oluşmadığı sektörler düzenlenerek, özel sektörün finansman ve işletme yeteneğinden maksimum derecede yararlanılacaktır. Bu çerçevede, ulaştırma, enerji, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi altyapı hizmetlerinin sunumunda etkinlik sağlanacak ve kalite standartları yükseltilecektir.

Demiryolunun en önemli kaynağı olan demiryolu taşıtları imalat sanayi, Ar-Ge faaliyetlerinin yetersizliği nedeniyle teknoloji üreten bir yapıya ve uluslararası piyasada rekabet gücüne kavuşamamıştır. Son yıllara kadar demiryollarının ve demiryolu taşıtları imalat sanayinin ihmal edilmesi de yeni teknolojilerin yerine yaygın olarak kullanılan teknolojilerin benimsenmesine, mevcudun korunmaya çalışılmasına yol açmış ve yeni teknolojilerle kazanabilecek fırsatlar değerlendirilememiştir.

Türkiye'deki demiryolu araçları imalat sanayinin neredeyse tamamı devletin elinde bulunmaktadır. İmalatı TCDD'den gelen sipariş, yurt içindeki diğer kamu kurumlarının ihtiyaçları ve seneler itibari ile sürekliliği olmayan ülkelere demiryolu taşıtları üretilmek şeklinde olmaktadır.

Bu konuda faaliyet gösteren demiryolu imalat sanayi iç ve dış pazarlarda serbest rekabet şartları altında rekabet edebilme gücüne sahip, günümüzün hızlı teknolojik gelişmesine ayak uydurabilen üretim kalitesi, maliyet ve satış sonrası servisleri diğer üreticilerle rekabet edebilen etkin pazarlama sistemine sahip etkilerden arındırılmış bir yapılanmaya girmelidirler.

Böylece vagon imalat sanayinin, buna paralel yan sanayinin ve sektöre girebilecek yeni oyuncuların girmesine öncülük edecektir.

Demiryolu taşıtları üretim sanayinde faaliyet gösteren kuruluşların misyonu, yolcu ve yük taşımaya yönelik raylı taşıt üretimi, onarımı ve revizyonunu, ülkemizi dışa bağımlı bırakmadan, milli ekonomiye azami katkıyı sağlayarak, çağın teknolojisine ve normlarına uygun, hızlı, güvenli, konforlu, kaliteli olarak gerçekleştirmek olmalıdır.

Demiryolu taşıtları üretim sanayinde faaliyet gösteren özel kuruluşların vizyonu, insanlığın ihtiyaç duyduğu ve duyacağı yolcu/yük taşıma araçlarını, geliştirdiği ileri teknolojisi ile dünyanın her yerinde üreten, satan, sektöründe norm belirlemede etkin bir şirket olmalıdır.

21'inci yüzyılda demiryolunun, kentsel, kentlerarası ve kıtalararası ulaştırmada enerji verimliliğinin yüksekliği, çevre dostu bir ulaştırma türü olmasının ötesinde, trafik kazalarını azaltmak amacıyla yararlanılması zorunlu ve aynı zamanda güvenli, ekonomik ve rahat bir sistem oluşu ile ulaştırmada geçmiştekinden daha önemli rol oynayacağı göz ardı edilmemeli, özel sektörün demiryolu ve demiryolu taşıtları ile ilgili Ar-Ge çalışmalarına, demiryolu taşıtları imalat sanayi ile ilgili teknolojik yatırımlara önem verilmelidir.

Özel sektörde temel araştırma, uygulamalı araştırma ve deneysel araştırma olarak tanımlanan ve demiryolu ve demiryolu taşıtları imalat sanayinde yok denecek kadar az olan Ar-Ge faaliyetlerin hayati önemine inanılarak, Ar-Ge (araştırma-geliştirme) ve Ür-Ge (ürün geliştirme) için gerek kamunun, gerekse işletmelerin Avrupa Birliği ülkelerindekine benzer oranlarda kaynak ayırması sağlanmalıdır. Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri öncelikli olarak ve mümkün olabilecek en yüksek oranlarda teşvik edilmelidir.

 
Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili olarak ulusal yenilik sisteminin öğeleri olan üniversiteler, kamu kurumları, bilimsel kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve özel sektörün işbirliği sağlanmalıdır.
 
 
Türkiye'de Ar-Ge, Ür-Ge faaliyetlerinde de asıl sorun, sadece kaynakların kıt olması değil, aynı zamanda ilgili kamu ve özel kurumlar arasında işbirliği ve işbölümü yapılamaması nedeniyle bu kıt kaynakların verimli bir şekilde değerlendirilememesidir. Bu nedenle, kurumlar üstü teknoloji paylaşım ve standart geliştirme ile ilgili olarak yapılandırılacak bir birim, yerli imalatta biriken teknolojinin diğer imalatçılar arasında iyi bir şekilde paylaşılmasını sağlamalıdır.

Acilen, kamu ve özel sektör için yeterli sayıda ve kalitede Ar-Ge ve Ür-Ge uzmanı yetiştirilmelidir. Bunun için üniversitelerde demiryolu sektörü ile ilgili mevcut/geleceğin ürün ve yöntemlerinin en ileri düzeyde öğretilip araştırıldığı lisansüstü programlarının da yürütüleceği demiryolu kürsüleri kurulmalıdır.

 
Biliyoruz ki Türkiye'de artan ulaşım talebine uygun olarak demiryolu ve denizyolu fiziki altyapısının yeterince geliştirilememesi ve kapıdan kapıya taşımacılık için en uygun ulaştırma türünün karayolu taşımacılığı olması, yük ve yolcu taşımalarının ağırlıklı olarak karayolu ağına yüklenmesine yol açmıştır. Bu durum taşıma türleri arasında dengesiz ve verimsiz bir ulaşım sisteminin oluşmasına sebep olmuştur.

Türkiye coğrafi konumu itibariyle tüm ulaşım türlerinin rahatça kullanabileceği bir ülke olmasına rağmen, geçmişte uygulanan politikalar nedeniyle neredeyse tek tür taşımacılığın yapıldığı bir ülke haline gelmiştir. Yurtiçinde karayolu taşımacılığına yüzde 90 düzeyinde bağımlı hale gelen ulaşım sistemimizin bu haliyle sürdürülebilmesi artık mümkün değildir.

Dünyada ticaretin giderek serbestleşmesine paralel olarak rekabetin artması ve küresel ve bölgesel ölçekte organizasyonların ağırlık kazanmasıyla taşıma mesafelerinin uzaması, hız unsurunu öne çıkarmıştır. Bu durum, hammadde ve işlenmiş ürünlerin alıcılara düşük maliyetle ve zamanında ulaştırılmasının önemini artırmış, lojistik hizmetler ile desteklenen kombine taşımacılık sistemlerinin kullanımını yaygınlaştırmıştır.

Demiryolu taşımacılık sektörü yukarıdaki nedenlerden dolayı, tüm dünyaca stratejik bir taşımacılık modu olarak seçilmiştir.

 
Türkiye taşımacılık sektöründeki yurtiçi yük taşımalarında payı yüze 4, yolcu taşımacılığındaki payı yüzde 2 civarında olan demiryolu sektörünün payının yüzde 15'lere çıkması durumunda ortaya çıkacak çeşitli tipteki vagon ihtiyacının en az 60 bin adet olacağını dikkate aldığımızda, vagon imalat sanayinin ve yan sanayinin bu üretim ve bakım-onarım kapasitesine erişmesi gerekmektedir.

Temennimiz ve beklentimiz, demiryolu sektörünü doğrudan veya dolaylı olarak besleyen tüm sektörlerin hazır duruma gelmelidir. "Demiryolu geleceğimizdir"

Yaşar Rota/Transport
Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72