Gündem

BAŞARILI BİR ÖZEL SEKTÖR VİZYONU: ANKARA LOJİSTİK ÜSSÜBAŞARILI BİR ÖZEL SEKTÖR VİZYONU: ANKARA LOJİSTİK ÜSSÜ

Geçen sene şubat ayında bu köşede Türkiye'nin "bir koridorlar keşimi" vizyonu ele alınmıştı.

Yani, Türkiye'nin ulaştırma, enerji, data koridorlarının kesiştiği bir merkez haline gelmesi.
 
Bunun gerçekleştirilmesi için ulaşılabilir bir vizyon, iyi düşünülmüş bir uygulama planı ve bunu uygulayacak güçlü aktörler gerekiyor. Aktörler deyince, başta devleti düşünüyoruz genellikle.
 
 
Ancak devletin bütçe kısıtları ve bürokratik "verimliliğini" bir tarafa bırakın, tek başına bu yükü sırtlamasını beklemek de haksızlık. Özel aktörler vizyon ve uygulama güçleriyle bu süreçte yer almadan başarıya ulaşmak mümkün değil. Özel aktörlerin problemi ise "devletten bekleme" davranışı; bir taraftan devletin bürokrasisi, hantallığından şikâyet ediyorlar, diğer taraftan ise devlet teşvikleri istiyorlar.
 
Geçen hafta ziyaret ettiğim Ankara Lojistik Üssü bu çerçevede benim açımdan bir ferahlama vesilesi oldu. Daha da önemlisi, bu özel sektör kuruluşu, ulaştırma alt ve üstyapısı oluşturmada oldukça başarılı bir model örneği.
Devlet desteksiz lojistik üssü
Ankara Lojistik Üssü, Ankara Kazan'da İstanbul otoyolu üzerinde 700 bin metrekare arazi üzerinde kurulmuş. Tesislerin kapalı alanı 389 bin metrekareye ulaşmış. Toplam yatırım tutarı 100 milyon doları buluyor. Bunun yarısı kurucu müteşebbislerin ortağı olduğu şirket tarafından, kalanı da Garanti Bankası tarafından uzun vadeli finanse edilmiş. Müteşebbisler, devletten ne kadar mali destek istemişler? Sıfır.
 
Türkiye'de mal üretimi yapılan kümelenmeler olan organize sanayi bölgeleri devlet denetiminde ve desteğiyle geliştiriliyor. Ancak yine de devlet-özel sektör işbirliğine güzel örnekler. Bir lojistik kümelenmesi olan Ankara Lojistik Üssü tamamen özel sektör vizyonuyla ve parasıyla yapılmış. "Bir tek kuruş devlet desteği yok." Arazi dahil tüm yatırım, kurulan şirket ve kredi kaynaklarından sağlanmış. Burada destekten kasıt teşvik türü destekler. Yoksa, üs ile devlet kurumlarıyla yakın işbirliği var. Üste, lojistik şirketlerinin ve yan kuruluşların tüm resmi ihtiyaçları (gümrükleme, ticaret ve sanayi odaları işlemleri) ve destek hizmetleri (alışverişten konaklamaya kadar) karşılanıyor. Depo, antrepo, idari binalar, eğitim merkezi, kısacası her şey düşünülmüş.
 
Özel sektör vizyonu ve ROLÜ
 
Ankara Lojistik Üssü'nün "kurucu babaları" Erhan Gündüz, Hakan Bezginli ve Mahmut Hilmi Doğan imiş. Her üçünün de lojistik firmaları var. 2000'lerin başında dağınık yerlerde çalışan şirketlerinin tek bir merkezden çalışması gerektiğini, böyle olursa lojistik sektörünün özellikle uluslararası rekabet gücünün artacağını düşünmüşler. Sektörün diğer temsilcileri ile yaptıkları görüşmeler, diğer oyuncuların da aynı vizyona destek vermesiyle sonuçlanmış.
 
Kısa sürede 45 nakliye firması hızla bir araya gelmiş ve 2004 yılında ortak bir şirket kurulmuş. İlk iş olarak güçlü bir firmaya uluslararası kalitede bir fizibilite çalışması hazırlatmışlar. Yer seçimi için oldukça uğraşmışlar. Titiz çalışmalar sonucu Kazan'daki yerlerini seçmişler. Konsept üzerinde de titizlikle durdukları belli. Zira, yer planında hemen her şey düşünülmüş. Bir de başarılı mimarlarla çalıştıklarını söylemek gerekiyor. Ankara Uluslararası Havaalanı'nın da mimarlığını yapan Ahmet Yertutan ve Süleyman Bayrak ile çalışmışlar. Bu iki mimar, son derece başarılı bir projeye imza atmış Ankara Lojistik Üssü'nde.
 
Üssün tasarımında süreç verimliliği esas alınmış. Üsten "hizmet alanların" bunu hızla, düşük maliyetle ve "huzurla" yapmaları sağlanmış; gümrük işlemlerinden bekleme tesislerine kadar. Ankara Lojistik Üssü'nün Genel Koordinatörü Metin Perk, üssü alelade bir kümelenme olarak değil "hizmet bütünlüğü" olarak tanımlıyor. Bunu, müşterilerin "tecrübelerinin" tasarlandığı ve "eniyilendiği" bir alan olarak da ifade edebiliriz. Bu da sektörün verimliliğini, uluslararası rekabet gücünü artırıyor.
 
Bunlar bir araya geldiği zaman Ankara Lojistik Üssü sadece lojistikte değil, değişik sektörlerdeki müteşebbislere de başarılı bir işbirliği örneği olarak oraya çıkıyor. Devlet desteği olmadan ulaştırma altyapısına katkıda bulunan bir örnek tecrübe.
 
Önümüzdeki dönemde, Türkiye'nin koridorlar kesişimi haline gelebilmesi için altyapı ve üstyapıda özel sektörün devletle işbirliği halinde önemli bir rol oynaması gerekiyor. Türkiye, son yıllarda havaalanlarında oldukça başarılı bir kamu-özel işbirliği tecrübesi ortaya koydu. Kamu kaynakları kullanılmadan önemli altyapı yatırımları yapıldı. Öyle ki, özel havaalanı işletmecileri Türk ekonomisine paralel olarak artan teknik kapasitelerini birçok dünya şehrinde uygulamaya başladılar. Hatta, örneğin YDA'nın ATM havaalancılık iştirakinin Tanzanya ya da Kazakistan'daki havaalanları örneklerinde, bu tecrübe doğrudan diğer ülkelere taşındı.
Ankara Lojistik Üssü de, Türkiye'de kamu kaynakları kullanılmadan altyapı geliştirmesi açısından ilginç bir örnek ortaya koyuyor.
 
Çocukların kahramanı
 
Türkiye'nin en önemli eksiklerinden birisi "muhteva" üretiminde. Muhteva üretimi fikir yoğun bir alan; yani pahalı bir faaliyet. TRT Çocuk'ta yayınlanan Pepee'yi bu açıdan önemli buluyorum; dünyadaki önde gelen benzerleriyle aynı kalitedeki bir çizgi film karakteri Pepee.
 
 
Ancak bize ait; bizim kültürel kodlarımızı kullanarak çocuklara önemli fayda sağlıyor. Dahası, çocuğunuza zorla Pepee seyrettirmiyorsunuz; Pepee kendisini seyrettiriyor. Pepee "ekosistemini" de kurmuş. Dergisi 125.000 tiraja ulaşmış. Konuşan, şarkı söyleyen bebekleri elden ele dolaşıyor. Dolayısıyla Pepee "rekabet gücü olan" bir fikir ürünü. Fikri geliştirenleri ve uygulayanları tebrik etmek gerekiyor.

Murat Yülek/Zaman Gazetesi

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72