Gündem

ULAŞTIRMA BAKANLIĞI ÇITAYI YÜKSELTİYORULAŞTIRMA BAKANLIĞI ÇITAYI YÜKSELTİYOR

Türkiye’nin gündemi şu sıralar hayli yoğun. Deprem, terör ve yeni anayasa çalışmaları. Hayatımızın bir döneminde üzücü ve can sıkıcı haberler arka arkaya gelebiliyor. Hiç kuşkusuz bu tip haberler çalışanların ve idarecilerin moralini ve motivasyonu düşürüyor. Bununla birlikte ülkemiz mesafe almaya, çalışmaya ve üretmeye devam ediyor. Lojistik ve tedarik zinciri alanında çalışan bir öğretim üyesi olarak Ulaştırma Bakanlığı’nın yaşamakta olduğu örgütsel dönüşüm hakkında değerlendirme yapmak istedim.

Ulaştırma Bakanlığı ülkemiz açısından son derece önemli bir gelişmeye imza attı. Kamu ve özel sektör için köklü bir değişim bu. Bahsedeceğim konu Bakanlığın yeni yapısı ve lojistik sektörüne yansımaları ile ilgili.

Bu denli yoğun gündem içerisinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 1 Kasım 2011 tarih ve 28102 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Bu düzenlemeye neden ihtiyaç duyuldu ? Zamanlaması ve kapsamı nedir ? Kamu ve özel sektör açısından yansımaları neler olabilir ? gibi pek çok soru akla geliyor. Haberleşme ve uzay düzenlemelerini daha sonra tartışmak üzere erteliyorum. Bu yazıda konuya sadece uluslararası taşımacılık ve lojistik sektörü açısından yaklaşarak öngördükleri konusunda bir değerlendirme yapacağım.

Öncelikle kamu açısından kısa bir değerlendirme ile başlayalım. 1987 yılında kabul edilmiş 3348 sayılı Kanun ile yenisi arasında çok önemli farklılıkların olduğunu söyleyebiliriz. Her şeyden önce Denizcilik Müsteşarlığı’nı bünyesine alan ortak bir yapılanma söz konusu. Diğer taraftan yeni Müdürlükler, isim ve görev değişiklikleri ile yetki alanlarında değişimler bulunmakta. Eski düzenlemeden farklı olarak, yeni teşkilat yapısı içinde üç yeni genel müdürlük ön plana çıkmaktadır. Bunlar;

• Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü.
• Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel Müdürlüğü.
• Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürlüğü’dür.

Kamu, yasal çerçevede yaptığı değişikliklerde ortak gereksinimler doğrultusunda hareket etmektedir. Bu gereksinimler hem kamunun kendi örgütlenmesi için hem de hizmet alanlar paydaşlar (kişi, kurum, vb.)  açısından kapsamlı değerlendirmelerin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Konular çok yönlü tartışılarak belirli bir olgunlaşma dönemi sonrasında yürürlüğe konmaktadır.

Bakanlığın yeni yapılanmasının tetikleyicileri arasında sektörel gelişmeler, teknolojik ilerlemeler ve yeni uygulamalar, küresel rekabet ve trendler ile yeni kamu yönetimi vizyonu büyük ölçüde belirleyici olmuştur.

Teşkilat ve görevleri hakkındaki düzenlemeler kamu kurum ve kuruluşları için ilk sırada gelir. Kamu personeli görev aldığı kurumun organizasyon yapısını ve görevlerini bu yasadan öğrenir ve ona uygun biçimde hareket eder. Kamu çalışanları hukuki çerçevede yetki ve sorumluluklarını, neleri yapıp neleri yapamayacağını dolayısı ile inisiyatif alıp alamayacağını bilir. Yürürlüğe giren bu yasa ile çalışanlar ve idareciler açısından yetkiler olabildiğince genişletilmiştir. “Girişimci idareci” modelini özendiren, teşvik eden bir düzenleme ile karşı karşıyayız. Başlangıçta ne olur ne olmaz yaklaşımı ile yeterli düzeyde inisiyatif alınamayabilir. Fakat uzun dönemde bu mazeretler ortadan kalkacaktır. Statükocu anlayışa karşı gerekli hamleler neden yapılmadı diye bizler de hesap sorabiliriz.

Eksiklikler olabilir, çeşitli eleştiriler getirilebilir, fakat hemen söyleyelim bu düzenleme ciddi bir zihniyet değişimini ifade etmektedir. Uzun süredir kamu ve özel sektör tarafından dile getirilmekte olan pek çok konu ve hatta daha fazlası bu düzenlemede ele alınmıştır. Uzun yıllardır dile getirilen deniz ekonomisi bakışı ve denizci millet yorum ve özlemleri Bakanlık isminde kendisini bulmuştur. Bu, hiç kuşkusuz bugün ve gelecek kuşaklar açısından önemli bir farkındalıktır. Meyveleri orta ve uzun vadede alınacaktır. Bakanlık, özellikle taşıma türü açısından Türkiye coğrafyasını temel alarak isminde denizciliğe yer vermiştir. Artık temel beklenti, özellikle Türkiye’nin kombine taşıma ihtiyaçlarına uygun bir biçimde yeni ulaştırma politikaları ve uygulamalarının belirlenmesi ve yaşama geçirilmesidir.

Doğurgan bir düzenleme ile karşı karşıyayız. Özellikle demiryolu, tehlikeli madde ve kombine taşımacılık alanlarında… Çok sayıda düzenleme yakın gelecekte hızla işlerlik kazanacaktır.

 


4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu 2003, Yönetmeliği 2004 yılında çıkmış 7 sene boyunca çok sayıda değişikliğe uğramıştı. Muafiyetler, geri adımlar, denetim ertelemeleri, eğitim, sınav vb. pek çok konuda tartışma yaşanmıştı. Bakanlığın Karayolu Taşıma Kanun ve ilgili yönetmeliklerinden ders çıkardığını düşünüyorum. Demiryolu, tehlikeli madde ve kombine taşıma düzenlemelerinde daha hızlı ve daha doğru hareket edilecektir.

Yeni dönemde birçok meslek alanı daha fazla tartışılacak ve gündemde olacak. Tüm taşıma türlerinde serbestleşme ve adil rekabet konusu ile birlikte, sektöre giriş düzenlemeleri, mali yeterlilik, mesleki yeterlilik ve mesleki saygınlık konulara yer verilecektir. Demiryolu altyapı işletmecisi, demiryolu tren işletmecisi, gar/istasyon işletmecisi, liman, iskele, kıyı yapısı işletmecisi, gemi işletmecisi, tehlikeli mal ve kombine taşımacılık gibi pek çok sahada sektöre giriş kriterleri tanımlanacak ya da yeniden düzenlenecek. Denetim, teknik muayene, eğitim vb. alanlarda ilave iş fırsatları doğacak.

Yukarıda yer verdiğim yeni meslek tanımları ve serbestleşme politikalarının yansımaları ile birlikte lojistik sektöründe tartışılması muhtemel birkaç konuya daha değinmek istiyorum.

Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü görevleri arasında yer alan lojistik köy yapılanması görev tanımının sektörde çok tartışılacağı da bir gerçek. Kanunda konu şu şekilde yer bulmuştur: Görev: “Lojistik köy, merkez veya üslerin yer, kapasite ve benzeri niteliklerini belirleyerek planlamak, kurulmalarına ilişkin usul ve esasları belirlemek ve izin vermek, gerekli arazi tahsisi ile altyapıların kurulması hususunda ilgili kuruluşları koordine etmek ve uygulamasını takip etmek ve denetlemek.” Anladığımız kadarı ile büyük ölçüde demiryolu ve iş çevresine atfedilen bir düzenleme. Daha önce lojistik köy olarak yola çıkılan, sonrasında ağır aksak ilerleyen ve zaman geçtikçe daha bir şekillenen konunun şimdi yasal çerçevesi netleştirilmektedir. Diğer taraftan yine biliyoruz ki bu alanda kamunun ortaya koyduğu Lojistik Özel İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri adı altında düzenlemeler de bulunmaktadır.

Kanun ve örgütlenme içerisinde yer alan Genel Müdürlüklerin sıralaması ve iş bölümü ile ilgili olarak akla “Lojistik Düzenleme Genel Müdürlüğü’ne yer verilebilir miydi ?” sorusu gelebilir. Lojistik konusu son on yıldır tüm yönleri ile konferanslarda ve zirvelerde tartışılırken Bakanlık konuya sahip çıkabilirdi diye düşünmemek elde değil. Kamu sektöründe sıklıkla dumansız sanayi olarak adlandırılan lojistik, çevreye saygılı (atık ve artık oluşturmadan) faaliyetler bütünü şeklinde ürünlerin taşınması, depolanması ve dağıtımına ilave olarak ayırma, birleştirme, tasnif etme, ambalajlama, paketleme, paletleme vb. için kullanılmaktadır. Tehlikeli maddeler alanında olduğu gibi genel depo işletmeciliğine ilişkin düzenlemeye ihtiyaç var mı ? Söz konusu düzenleme Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın görev ve yetkileri içinde mi bulunmalı? yoksa başka kurumlara mı bırakılıyor?

Kanunda Lojistik işletmecisine sıklıkla yer verilmekle birlikte meslek tanımı ilk defa “karayolu” düzenlemeleri içerisinde yer bulmuştu. Oysa ki, lojistik işletmecisi tüm taşıma türlerinde faaliyet gösterebilme becerisine sahip işletmeleri ifade eder. Taşıma işleri organizatörleri de aynı kapsamda değerlendirilmelidir. Sektöre giriş, yetki belgeleri ve mesleki yeterlilik belgelerinin aranmasında kargaşa yaşanır mı ? Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) da eğitim ve belgelendirme konusunda benzer çalışma sistematiği içersinde faaliyet gösteriyor. Hangi kurum ya da Bakanlık temelde söz sahibi olacak? Lojistik Düzenleme Müdürlüğü bu çerçevede de etkin rol oynayabilirdi.

Dileğimiz 2023 dış ticaret hedeflerinin tutturulması konusunda reel sektörün ve taşıma türlerinin rekabet avantajı elde edebilmelerine imkân tanıyan düzenlemelerin olabildiğince en kısa sürede hayata geçirilmesi ve işlerlik kazandırılmasıdır. Bu noktada en zayıf halka gümrük ve ona ilişkin düzenlemeleri gibi durmaktadır. Gümrük, dış ticaret ve uluslararası taşımacılığın ayrılmaz bir parçasıdır. Gümrük, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın içinde yer almamakla birlikte Bakanlık hizmetleri ile koordineli ile yürütülmesi gereken en önemli konular içerisinde bulunmaktadır. Dış ticaret, gümrük, Lojistik Özel İhtisas OSB vb. pek çok konu, ister istemez Bakanlıklar arası bir yönetişim çalışmasını zorunlu kılıyor. Eşgüdüm ve koordinasyon konusunda sıkıntılar bir süre daha yaşanabilir.

Gümrük sisteminin de taşımacılığın hızına erişebilmesi tüm sektörlerin ortak temennisidir. Gümrük dar boğazlarının elimine edilmesi, gümrüklerde çok sayıda kurum yetki ve sorumluluğunun tek elde toplanması, vardiyalı sisteme geçiş ve uzun süreli hizmet verebilme, modernizasyon çalışmalarının hızla sürdürülmesi ve gümrük müşavirliği mesleğine giriş koşullarının kolaylaştırılması ve bu mesleğin sektörde uluslararası örnekler gözetilerek konumlandırılması öncelikli ele alınması gereken konulardır.

Kanunda sıklıkla yer verilen ve çevik devlet anlayışının da bir bakıma ifadesi olarak da kabul edilmesi gereken kamu yararını gözetecek bir biçimde “kurulması, kurdurulması, işletilmesi ve işlettirilmesi hususlarının” gümrük hizmetlerinde de düşünülmesi aciliyeti vardır. Bu nedenle orta vadede gümrüklerin özelleştirilmesi de gündeme alınmalıdır. Aksi taktirde dış ticaret hedeflerinde ağır aksak mesafe almaya ve sorumlu aramaya devam edeceğiz.

Diğer taraftan Kanun; araştırma, strateji üretilmesi, yurtiçi ve uluslararası alanda bilimsel çalışmaların yürütülmesi ya da yaptırılması ve kaynak kullanımı konusunda büyük bir açılım getirmektedir. Sektörde sıklıkla dile getirilmekle olan lojistik verilerin bütünlüğü ve paylaşılması, Lojistik Master Plan vb. çeşitli araştırma çalışmalarının bu düzenleme ile çok rahat çözüme kavuşturulacağı inancını taşımaktayız.

Uluslararası taşımacılık ve lojistik sektöründe yer alan tüm çalışanların bu düzenlemeyi en az bir kere okumasını tavsiye ederim. Girişimciler, yeni iş fırsatları arayanlar, sektör nereye gidiyor ? Ne gibi açılımlar olabilir diye merak edenler ? Kariyerine yön vermek isteyenler ? Kısaca hemen herkesin göz atmasında fayda var.


Bütün bu değerlendirmeler ışığında rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Bakanlık çıtayı yükseltiyor. Cesaretli adımlar atarak sektörün önünü açıyor. Olması gerektiği gibi liderlik yapıyor. Daha geniş evrende çağın gereksinimleri doğrultusunda kamu yeniden yapılanıyor. Daha fazla rekabet avantajı ve ekonomik kalkınma için olumlu yönde adımlar atılıyor. Hantal devletten çevik devlete geçişin hamleleri ardı ardına sıralanıyor.

Prof. Dr. Murat ERDAL

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72