Gündem

ASCAME VE İTO BAŞKANI MURAT YALÇINTAŞ: TÜRKİYE MENA’DA LOJİSTİKTE DE RAKİPLERİNİN BİR ADIM ÖNÜNDE OLACAK ASCAME VE İTO BAŞKANI MURAT YALÇINTAŞ: TÜRKİYE MENA’DA LOJİSTİKTE DE RAKİPLERİNİN BİR ADIM ÖNÜNDE OLACAK

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da “Arap Baharı” sonrasında oluşacak yeni ticaret dengesinde lojistiğin kilit bir sektör haline geleceğine dikkat çeken Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME) ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağları bulunan bu bölgelerde dış ticarette olduğu kadar lojistik alanında da oluşturduğu altyapı ve hizmet kalitesiyle rakiplerinin bir adım önünde olacağını söylüyor.

Türkiye’yi dünyaya açma iddiasında olan Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME) Başkanı Murat Yalçıntaş, son dönemde önemli temaslarda bulundukları Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerinde Türkiye’nin ekonomik ve lojistik alanda yakalayabileceği fırsatları UTA Lojistik Dergisi’ne açıkladı. Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da “Arap Baharı” denilen sürecin sonrasında ticaret kurallarının yeniden yazılacağını belirten Yalçıntaş, bölgelerdeki ticaret potansiyelinden azami ölçüde pay almaya talip olan Türkiye’nin tüketim malları konusunda sahip olduğu “olumlu imaj” ile rakiplerinden bir adım önde olacağını söylüyor. Aynı durumun lojistik sektörü açısından da geçerli olduğuna dikkat çeken Yalçıntaş, Türk lojistik sektörünün yerli ve uluslararası şirketlerle işbirliği içerisinde olan, hizmet kalitesini sürekli artıran dinamik yapısıyla Türkiye’nin dış ticaretini sırtlayan bir yapının ötesine geçerek, üçüncü ülkeler arasındaki ticaretten de pay alır hale geldiğini aktarıyor. “Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yeniden şekillenmekte olan pazarlar, zamanında atılacak doğru adımlar lojistik sektörümüzün daha da büyümesini sağlayacaktır” diyen Murat Yalçıntaş, Türkiye’nin istikrarsızlığın ticari yolları kalbinden vurduğu bu bölgeler için lojistik stratejisini kısa ve uzun vadeli açılımlar olmak üzere iki temel ayak üzerine oturtması gerektiğini düşünüyor.  Bu bölgeler için siyasi istikrarsızlıklardan minimum düzeyde etkilenecek lojistik ve ulaştırma projelerine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Murat Yalçıntaş “ Örneğin Arap Baharı denilen süreç Hicaz Demiryolu Projesi’nin tekrar hayata geçirilmesi için yapılan çalışmaları güçleştirdi. Bu noktada bölgelerdeki siyasi istikrar ve yol güvenliği yeniden sağlanana kadar havayolunun kısa vadede alternatif bir kanal olabileceğini düşünüyorum” diyor. Türk Hava Yolları’nın yolcu taşımacılığında İstanbul’u Ortadoğu ve Kuzey Afrika için önemli bir aktarma noktası haline getirerek önemli bir başarıya imza attığını dile getiren Yalçıntaş, aynı başarının kargo taşımacılığında da yakalanabileceğini aktarıyor.

“Arap Baharı” Türkiye’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgeleriyle olan dış ticaretine ve buna paralel olarak lojistik sektörüne nasıl yansıdı? Önümüzdeki sürece ilişkin öngörüleriniz neler?

“Arap Baharı” çok yönlü bir süreç ve bu sürecin doğal olarak siyasal ve ekonomik sonuçları oluyor. Üstelik bu sonuçlar sadece bölgesel değil, küresel anlamdaki değişimleri de beraberinde getiriyor. Bölgedeki siyasi istikrarsızlığın ekonomik anlamda olumsuz sonuçları da oldu. Ticaretin gerilemesi doğal olarak lojistik sektörünü de etkiledi.

Sancılı bir süreç yaşanıyor. Ama ben bu süreçte yaşananları, sağlıklı bir doğumun belirtileri olarak görüyorum. Arap Baharı bittiğinde oluşacak demokratik yönetimlerle birlikte bölgeyle olan ticaretimizin geçmişe göre katlanacağına inanıyorum. Bölgede çok büyük ticaret potansiyeli var ve biz bu pastadan olabildiğince büyük bir pay alacağız. İşte tam da bu süreçte, rekabet koşulları daha da şiddetlenecek ve lojistik sektörümüz de kilit bir sektör haline gelecektir. Sayın Başbakanımızın geçtiğimiz aylarda bölgeye yaptığı ziyareti de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Bu ziyaret aynı zamanda ülke olarak, tarihi ve kültürel bağlarımızı da kullanarak bölgedeki ticaret potansiyelinden azami ölçüde pay almaya talip olduğumuzu gösteriyordu. Şu an, orada bunun mücadelesi veriliyor.

Türk sermayesi Mısır'ı üs olarak kullanabilir

21 Eylül’de Mısır’ın İskenderiye şehrinde yapılan Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME) Yönetim Kurulu Toplantısı ve Euro-Med Invest Akdeniz İş Zirvesi’nde ulaştırma ve lojistik sektörü başta olmak üzere bölgeler arasındaki ticaretin artırılmasına yönelik ne tür öneriler sunuldu ve nasıl bir sonuca bağlandı?

Bu toplantılarda Mısır’ın içinde bulunduğu olumsuz politik ve ekonomik koşulların değişmesi için Türk iş adamları ve özel sektör temsilcilerine önemli ölçüde görev düştüğünü fark ettik. Benim gördüğüm şu; Türkiye’nin sermayesi Mısır'ı bir üs olarak kullanabilir. Bu ülkede yapılacak yatırım ve kuracağımız bağlantılar ile tüm Afrika ülkelerine daha rahat ve sorunsuz açılabiliriz. İskenderiye toplantılarımızda, Mısır dahil birçok Akdeniz ülkesinde özellikle “bankacılık, ulaştırma, enerji ve lojistik”  sektörlerinde önemli yatırımların ve işbirliği imkanlarını araştırdık. Euro-Med Invest Akdeniz İş Zirvesi ise Akdenizli yatırımcı için Avrupa bölge ülkeleri arasındaki ticareti artıracak, komşu ülke pazarları arasında yeni ekonomik ortaklıkların kurulmasına vesile olacak bir platform oldu. Akdeniz ve Avrupa özel sektörünü daha geliştirecek yeni perspektifler geliştirdik. Yine zirve kapsamında firmalar arasında yapılan ikili görüşmelerde özellikle bilgi ve teknoloji transferi, tarımsal gıda, yeşil ekonomi, enerji, inşaat, su ve turizm sektörlerinde yeni işbirliklerin temeli atıldı. 

Toplantıda gündeme gelen konulardan biri de Mersin ve İskenderiye arasındaki Ro-Ro projesi oldu. Bu proje kapsamında siz ne tür temaslarda bulundunuz?

Bu proje Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın gayretleriyle geliştirildi. Mersin TSO Başkanımız Şerafettin Aşut, bu konuda gerekli ön çalışmaları gerçekleştirdi. Biz de kendisine her platformda destek verdik. Aşut’un, Mersin-İskenderiye Ro-Ro Projesi’nin Mısır ayağını üstlenen Kadmar Group ile görüşmesini sağladık. Her iki taraf da bu konuda somut adımların atılması konusunda oldukça istekli. Ancak bu süreci etkin bir şekilde yürütebilmek için karşılıklı olarak vizelerin kaldırılması gibi hükümetler düzeyinde atılması gereken bazı adımlar bulunuyor. Bu projenin önemi ve avantajlarına gelince: Mersin’i, sadece Anadolu’nun değil, Orta Doğu, Orta Asya ve Rusya’nın Doğu Akdeniz kanalı ile dünyaya açılan kapısı olarak nitelendirebiliriz. Türkiye’nin lojistik üssü olma yolunda ilerleyen Mersin, sahip olduğu alt yapı ile ürettiğimiz ürünlerin çok daha uygun maliyetlerle Mısır üzerinden Afrika ülkelerine dağıtılmasını sağlayabilecek. Böylece ülkemize önemli transit gelirler kazandıracak. Tabii bu kazanımlar tek taraflı olmayacak. Türkiye-Mısır İş Konseyi Başkanı Zuhal Mansfield’ın da ifade ettiği gibi bu bir “kazan-kazan” projesidir. Arap coğrafyasında bulunan üreticiler de bu proje sayesinde Mısır üzerinden ürünlerini dünyaya düşük lojistik maliyetlerle gönderebilecekler.

Ticaretin kanunu yeniden yazılacak

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi yeni dönemde Türk ihracatçıları için nasıl bir potansiyele işaret ediyor? Öne çıkan ülkeler ve sektörler ne olacak?

“Arap Baharı”nın yaşandığı ülkelerde demokratik bir yapıya geçilmesiyle birlikte ticaretin kuralları yeniden yazılacak. Buna çok kısa sürede adapte olabilecek sektörlerin ön plana çıkacağını düşünüyorum. Bunun yanında müteahhitlik alanında zaten bölgede büyük yatırımlarımız var. Ayrıca Libya’da geçiş sürecinin barışçıl biçimde olmaması, altyapının tahrip olmasına sebep oldu. Libya’nın altyapısının inşası da müteahhitlik sektörümüz için önemli bir pazar olacaktır. Bunun yanında katma değeri yüksek ürünlerde, bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinde de bölgede önemli potansiyel olduğunu düşünüyorum.

Kaynak:Uta Lojistik

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72