Gündem

TÜRKİYE AVRUPA ULAŞTIRMA AĞLARI İLE BÜTÜNLEŞİYOR TÜRKİYE AVRUPA ULAŞTIRMA AĞLARI İLE BÜTÜNLEŞİYOR

Türkiye'nin AB ile uyum/bütünleşme sağlanmasının da en önemli etkeni hiç şüphesiz "ulaştırma sektörü" olacaktır. Güvenli, kolay erişilebilir ve ekonomik bir ulaştırma altyapısı olmadığı takdirde beklenen uyum içinde birlikteliğin ve bütünleşmenin oluşması sağlanamayacaktır.

 Küreselleşmenin hızlanmasının başlıca nedenleri arasında, geçen yüzyılda ulaştırma yöntemlerinde ve teknolojide kaydedilen hızlı gelişmeler yer almaktadır. Bu durum, hem ulus devletleri, hem Avrupa Birliği (AB) ve benzeri bölgesel örgütlenmeleri, ulaştırma sektörlerini düzenleyecek ve ortak standartlara bağlayacak mevzuat ve anlaşmalar üretme çabası içine itmiştir.

Bu gelişmeler sebebiyle AB'nin kuruluş temelini oluşturanlar arasında yer alan üç nedenden biri ulaşımdır. Diğer ikisi mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı ve ekonomik işbirliğidir. AB tek pazarını ve Avrupa Politik İş Birliğini resmen başlatan ve 25 Mart 1957 yılında imzalanarak 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren Roma Antlaşması da bu temeller üzerine kurulmuştur.

Roma Antlaşması'nın amacı AB'yi kurmaktır. Bu amaca götürecek en önemli enstrüman da ulaştırmanın bileşenleri olan karayolu ulaşımı, demiryolu ulaşımı, denizyolu ulaşımı ve hava ulaşımının yanı sıra, iç su yolları ulaşımı, çoklu taşıma ve lojistik, şehiriçi ulaşım, ulaşım altyapısı ücretlendirme politikası alt sektörlerini içeren "Ortak Ulaştırma Politikası"nın oluşturulmasıdır.

Böylece içinde malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayelerin serbest dolaşımının sağlandığı, iç sınırların olmadığı bir alanı kapsayan "AB İç Pazarı"nın tamamlanması mümkün olabilecektir.

Türkiye, 31 Temmuz 1959'da topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Uzun bir aradan sonra 3 Ekim 2005 tarihinde Lüksemburg'da yapılan Hükümetlerarası Konferans ile resmen AB'ye katılım müzakerelerine başlanılmıştır.

Türkiye AB'ye üye olmanın şartı olan "müktesebata" uyum (hukuki, teknoloji) çalışmalarını yapmaktadır.

Türkiye'nin AB ile uyum/bütünleşme sağlanmasının da en önemli etkeni hiç şüphesiz "ulaştırma sektörü" olacaktır. Güvenli, kolay erişilebilir ve ekonomik bir ulaştırma altyapısı olmadığı takdirde beklenen uyum içinde birlikteliğin ve bütünleşmenin oluşması sağlanamayacaktır.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, yaklaşık 30 yıl sonra, 17 Şubat 1986 tarihinde Lüksemburg'da, 28 Şubat 1986 tarihinde de Lahey'de imzalanan ve 01 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüğe giren "Avrupa Tek Senedi (Single European Act)" ile köklü değişikliklere uğrayan Roma Antlaşmasının "Ulaştırma/Taşımacılık" başlığı altında düzenlenen 74 ila 84 maddeleri de bütünleşmenin olabilmesi için üye devletler ve üye olması muhtemel devletler tarafından ortak bir taşımacılık politikasının oluşturulmasını amaçlamaktadır.

Ancak ulaştırma/taşımacılık sektörünün AB'nin bütünleştirilmesi işlevinin yanında, yeşil ve temiz bir dünya oluşturulması misyonu da bulunmaktadır. Bu misyon, Avrupa Komisyonu'nca yayımlanan "Beyaz Kitap"lar ve "Yeşil Kitap"larca belirlenmektedir.

Avrupa Komisyonu'nun 1985 yılında yayınladığı Beyaz Kitap çerçevesinde, taşımacılık alanında uyumlaştırma ve serbestleştirme çabalarına hız verilmiştir. 1992 tarihli Maastricht Antlaşması ile taşımacılık politikasının siyasi, kurumsal ve mali esasları geliştirilmiştir. Ayrıca, Trans-Avrupa Taşımacılık Ağı oluşturulması kararlaştırılmıştır.

Avrupa Komisyonu'nun 1992 yılında yayınladığı diğer Beyaz Kitap ile AB'nin ortak taşımacılık politikası, sürdürülebilir hareketliliğe dayalı, bütünleştirilmiş bir politika olarak ele alınmaya başlanmış, Haziran 1995'te yine Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan "Ortak Taşımacılık Politikası: 1995-2000 Dönemi İçin Eylem Planı" kabul edilmiştir.

Bunu, Aralık 1995 tarihinde yayınlanan "Taşımacılıkta Adil ve Etkin Fiyatlandırma" adlı Yeşil Kitap ve Aralık 1998'de yayınlanan ve 2000-2004 dönemini kapsayan başka bir bildiri takip etmiştir. Yine Komisyon tarafından Eylül 2001'de hazırlanan "2010 yılı için Ortak Taşımacılık Politikası; Karar Verme Zamanı" başlıklı Beyaz Kitap, bu alanda yapılan bir başka önemli çalışma olmuştur.

Son olarak 28 Mart 2011'de yayımlanan "Tek Avrupa Taşımacılık Alanına ilişkin Yol Haritası - Rekabetçi ve Kaynak Etkin bir Taşımacılık Sistemine Doğru" isimli Beyaz Kitap, 2050 yılına kadar AB çapında rekabetçi ve kaynak etkin bir taşımacılığın temin edilmesini ve AB'nin küresel taahhütleri çerçevesinde sektörden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılmasını öngörmektedir.

Türkiye'nin AB'ye katılım süreci çerçevesinde, bu süreci hızlandıracak olan ulaştırma/taşımacılık sektörünün "Trans-Avrupa Ulaşım Şebekelerine (Trans European-Transport Network ) TEN-T" eklemlenmesi amacıyla "Ulaşım Altyapı İhtiyaçları Değerlendirmesi (Transport Infrastructure Needs Assessment) TINA Çalışması" 2 Aralık 2005 tarihinde fiilen başlatılmış, Mayıs 2007 tarihinde tamamlanmış ve 10 Temmuz 2008 tarihinde "Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile Nihai Raporu" onaylanmıştır.

Bahse konu çalışma ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde AB'nin TEN-T sisteminin Türkiye'ye uzantısı niteliğinde çok modlu (multimodal) bir ulaştırma ağının geliştirilmesi amaçlanmıştır.

TENT ve TINA-Türkiye, 20 yıllık bir senaryoya dayandırılarak ülkemizin ulaşım ihtiyaçlarını belirlemeye dönük bir çalışmadır ve AB ile yapılacak müzakereler neticesinde belirlenecek ana akslar üzerindeki projelerin ön plana çıkması beklenmektedir.

TEN-T ve TINA projeleri hayata geçirildikten sonra; kişilerin ve malların sürdürülebilir hareketliliği, kişilerin, mal ve hizmetlerin hareket özgürlüğü sağlanacak, kullanıcılara kabul edilebilir ekonomik koşullarda yüksek kaliteli altyapı sunulacak, sağladıkları karşılaştırmalı avantajları dikkate alarak, tüm ulaştırma modlarını ağa dahil etmek mümkün olacak, mevcut kapasitelerden optimum düzeyde yararlanılacak, ulaştırma modlarını karşılıklı işletilebilir (interoperability) kılmak ve intermodal taşımacılığı mümkün olacaktır.

Zaten beklenen de Trans-Avrupa Ağları ile Türkiye'nin Avrupa ile eklemlenmesidir. Böylece Türkiye, hızlı ve güvenilir ulaştırma altyapısının ve multi-modal ulaşım ağının oluşturulması ve Karadeniz, Asya, Orta Doğu ve Akdeniz Bölgeleri ile gerekli ulaşım bağlantılarının sağlanması ile dünyanın en önemli transit ülkesi olacaktır.

Ayrıca Türkiye coğrafi konumu itibariyle, mükemmel seviyede çok modlu ulaştırma olanakları sunmaktadır. TEN-T projesi sonrasında, bu olanaklardan azami düzeyde faydalanmak Türkiye'nin elinde olacaktır. Kuzey-Güney ve Doğu-Batı akslarında ulaştırma ağını geliştirerek, konteyner taşımacılığında önemli gelişmeler sağlayabilecektir.

Bu olumlu gelişme sürecinden faydalanarak da intermodal aktarma tesisleri ve hizmetlerinin devreye sokulması ve Türkiye ulaştırma ağının uluslararası ulaştırma ağlarıyla daha etkin bütünleşmesi mümkün olacaktır.

Bu bölgedeki ulaştırma altyapısı ağları bu nedenle Türkiye'de, AB'de ve tüm bölgede rekabet, ekonomik gelişme ve istihdam yönünden hayati önem taşımaktadır.

Bu ulaşım ağları ile Türkiye, Avrupa'nın Ortadoğu ve Uzakdoğu arasında en önemli taşımacılık yolu durumuna gelecektir. Bu taşıma yolunun en önemli altsektörü de demiryolu olacaktır.

Avrupa ve dünya ile bütünleşmenin yolu da demiryolundan geçmektedir.

Dileğimiz TEN-T ve TINA Türkiye projelerinin biran önce hayata geçmesidir.

Yaşar Rota/ Transport

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72