Gündem

DAĞITIM MERKEZİ YÖNETİMİDAĞITIM MERKEZİ YÖNETİMİ
Küreselleşen dünya ekonomisi yaşam şekillerimizi değiştiriyor. Dünya ticaret örgütünün de katkılarıyla tüm yer kürenin tek pazar olacağı günlere doğru geçiyor zaman. Gümrüklerin ortadan kalkacağı günler yakın artık. Bölgesel ticaret birlikleri, gümrük vergilerinin, fonların, kotaların kaldırılması tek amaca götürüyor bizleri “ Ticaretin önündeki engelleri kaldırmak”.

Gelişmiş ülkeler dünya üzerindeki gelir farklılıklarının, zenginlerle fakirler arasındaki uçurumların geri kalmış ülkelere verilecek olan yardımlarla, kredilerle çözümlenemeyeceğini bilmekteler artık. Bu ülkelerde yaşayan insanlara iş yaratmak gerekiyor. Düzenli gelir sağlanmadığı takdirde sosyal patlamalar olacaktır. Bu da ancak bu noktalardaki ucuz iş gücünün, ucuz hammaddenin değerlendirilmesi amacıyla yeni üretim tesislerinin kurulmasıyla mümkün olacaktır. Tüketen ülkeler daha ucuza, daha çok tüketmeye çalışırken, üreten ülkeler de daha ucuza, daha çok üretmeye çalışmaktadırlar. Ticaret artmakta, hammadde, yarı mamul ve ürün hareketi hızlanmaktadır. Tedarik zincirlerinin çevrim süresi son derece kısalmıştır artık. Çağdaş lojistik yönetim teknikleri, kontrollü ve hızlı taşıma, depolarda unutulan ürünler yerine çapraz sevkiyatlarla, milk-run sistemleri ile, JIT teslimatlarla, hareketli depolama sistemleri ile ürünler hareketlerini kesmeden üretim noktasından tüketim noktasına ulaştırılmaktadır.

Geçmişte yaşadığımız depolar dolusu siparişler yerine hızlı, sık, küçük partiler halinde programlı siparişler almaktayız. Henüz tüketmeden ne tüketeceğini bilmenin ve bilişimin avantajı ile talep büyüklükleri azalmış, süreleri kısalmıştır. Toplu alım yapmanın zorunlu hareketi olan, birkaç yerden teklif toplama, fiyat pazarlığı yapma anlayışı, yerini kalitesin onaylanmış tek adresten, sözleşmelerle belirlenmiş şartlarla malzeme alımına götürmüştür bizleri. Tekliflerle, pazarlıklarla zaman kaybına gerek kalmamıştır. Pazarlık yılda bir kez yapılmakta ve fiyata değil alınan ürün ve hizmetin kalitesine dönük olmaktadır.

Malzeme hareketi artmıştır ve bir teslimatın ne zaman yapılacağı kararını artık üretici değil müşteri vermektedir. Üreticiler itme sistemi ile müşterilere kendi istedikleri zaman teslimat yapmak yerine müşterinin kullanım anında istediği şartlarla ürünü teslim etmek, hazır bulundurmak zorunda kalmaktadırlar. Fax, mektup, sipariş fişi, telefon ile yapılan siparişler dijital ortamdan, internet kanalıyla B2B veya B2C tarzında, çoğu otomatik üretilen siparişlere dönmüşledir. Hatanın azaldığı, hızlandığı, işlemin tekrar edilmediği, zaman kazanıldığı bir sipariş sistemi devrededir.

İçinde malzemeleri üst üste yığdığımız, aylarca kapısını açmadığımız malzeme depolarımızda kalmamıştır artık. Küçük küçük, darmadağın, toz içinde adına “depo” dediğimiz, içine kamyon giren, 6-7 mt lik tavan yüksekliği olan, 3.000-5.000 m2 lik alanlar yerlerini “dağıtım merkezi” adını verdiğimiz modern tesislere bırakmaktadır. Dağıtım merkezleri büyük şehirlerimizin giriş ana yolları üzerinde 20.000-30.000 m2 lik alanlarda 10mt nin üzerinde tavan yükseklikleri ile çok sayıda körüklü kapıları ile modern bir fabrika görünümündedirler.

İçine her cins malın girdiği, stoklama amaçlı depolar yerine, artık içinde elleçlenecek ürünün baştan belli olduğu, bu amaçla inşa edilmiş, aydınlık, ısıtması ve soğutması olan, yüksek tavanlı, dar raf aralıkları olan, özel yüksek ulaşımlı forkliftlerin çalıştığı, duvarlar boyu hidrolik ayarlı, körüklü, rampalı kapılarla dış dünyaya açılan, yangın kontrol sistemleri ile korunan hacimlerde ürünler bekletilmektedir.

Dağıtım merkezleri artık “Mehmet Amca malın nerde olduğunu bilir” yönetimiyle değil her noktası adreslenmiş bir hacım olarak yönetilmektedir. Dağıtım merkezine gelen ürünün daha araçtan inmeden hangi blokta hangi koridorda hangi rafta bekletileceği “dağıtım merkezi yazılımları” ile belirlenebilmektedir. Raftaki ürünün her türlü sabit veya değişken özellikleri takip edilmekte müşteri taleplerine uygun olarak yine yazılım tarafından belirlenmiş toplama sistemi çerçevesinde araçlara yüklenmektedir.

Dağıtım merkezlerimiz depolarımız değildir. Başına koyacağımız kişilerin de depodaki malı beklemek yerine orada verilen hizmetlerden artı değer yaratmak gibi bir misyonu olmalıdır. Eğitimlerini tamamlamış, sektörde tecrübe kazanmış, çevre edinmiş, teorik bilgiye sahip, yönetici formasyonu olan arkadaşlarımızın artık ofislerinden ayrılıp lojistiğin en önemli fonksiyonu olan dağıtım merkezlerinin başına geçmelerini, tedarik zincirinin içindeki toplu taşımanın bitiş noktası, bölgesel dağıtımın başlangıç noktası olan dağıtım merkezlerini yönetmeye talip olmalarını bekliyorum. Yaptığımız iş depo bekçiliği değildir artık. Dağıtım merkezi içindeki katma değerli hizmetlerle, uzun mesafe ağır taşımanın, bölgesel mikro dağıtımla birleştiği noktada tüm tedarik zincirini yönetme şansına ulaşabilecektir.

Kaynak:Atilla Yıldıztekin / Pencere Dergisi
Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72