Gündem

2030DA LOJİSTİĞİN VE TİCARETİN ROTASI GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE DÖNECEK2030DA LOJİSTİĞİN VE TİCARETİN ROTASI GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE DÖNECEK01.02.2011

Türkiye küresel lojistik yarışında BİR ADIM ÖNDE

PwC'nin 2030'da Taşımacılık ve Lojistik Sektörü raporuna göre küresel mal akışındaki merkezler ve ticari rotalar önümüzdeki 20 yıl içerisinde gelişmekte olan ülkelere kayarken, aynı zamanda yeni lojistik servis sağlayıcıları gelişerek, mevcut şirketlerin pazar paylarını zorlayacak. Ortadoğu ve Avrupa arasında transfer merkezi konumunda olan, ayrıca lojistik ve kurye-paket taşıma hizmetlerinde rakiplerine nazaran gelişmiş bir altyapıya sahip Türk lojistik sektörü ise avantajlarını fırsata çevirerek 2015 yılında 120 milyar dolara ulaşacak.

PwC'nin European Business School (EBS) ortaklığında gerçekleştirdiği “2030'da Taşımacılık ve Lojistik Sektörü: Gelişmekte Olan Pazarlar - Yeni merkezler, yeni gelişim şekilleri, yeni sektör liderleri?” başlıklı raporuna göre, gelişmekte olan pazarların dinamik ekonomik gelişimi 2030 yılına kadar dünya ticaretini tamamıyla değiştirecek. Küresel mal akışındaki merkezler ve ticari rotalar önümüzdeki 20 yıl içerisinde söz konusu pazarlara kayarken, aynı zamanda yeni lojistik servis sağlayıcılarının gelişerek, mevcut şirketlerin pazar paylarını zorlaması bekleniyor. 28 ülkeden taşımacılık ve lojistik uzmanı ve yöneticilerinin katıldığı araştırmayla ilgili olarak PwC Küresel Taşımacılık ve Lojistik Lideri Klaus-Dieter Ruske şu noktalara dikkat çekiyor: “Ticaret hacimleri hissedilir derecede gelişmekte olan piyasalara doğru kayacaktır. Asya ve Afrika ve diğer yeni oluşacak yeni rotalar gibi geleceğin büyük taşıma kontratlarındaki rekabet, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde belirlenecek.”

Rapora göre Türkiye'deki üçüncü parti lojistik sağlayıcılar ve kurye, ekspres ve parsiyel hizmet veren firmalar, diğer gelişmekte olan piyasalara göre oldukça ileri seviyede bulunuyor. Ülkenin pazar dinamikleri ise hala büyüme potansiyelini kapsayacak ölçüde.  Kurye, ekspres ve parsiyel (KEP) hizmet pazarının, gelişmekte olan ülkelerde lojistik alanında 2030'a kadar en yüksek büyüme potansiyeline sahip olduğu görülüyor. Bu pazarın büyüme oranını ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor, en hızlı büyüdüğü ülkelerden biri ise Türkiye. Değişen tüketici davranışları, gelişen e-ticaret, kentleşme ve genç nüfus nedeniyle KEP hizmetleri, umut vadeden bir pazar segmenti olarak değerlendiriliyor. Bu segment, ağırlıkla KEP hizmetlerine ihtiyaç duyan Türk tekstil ve hazır giyim sanayi tarafından yönlendiriliyor.

%20 BÜYÜYÜP RAKİPLERİNE PARMAK ISITTIRDI
Rapora göre, Türkiye, bu hizmetlerin bir sonucu olarak, rakiplerine karşı yarışta önlerde kalarak, hazır giyim eşyaları ve yeni tasarımların örneklerini Avrupa'da potansiyel müşterilere hızlı bir şekilde teslim edilebilir. Lojistik; Türkiye genelinde genç bir sektör ve özellikle son yıllarda Türkiye'de önemli atılım gösterdi. Rapora göre Orta Doğu ve Avrupa arasındaki avantajlı konumundan dolayı Türkiye'nin bir lojistik üssü olacağı söylenebilir, hatta birçok açıdan Türkiye bu rolü halihazırda oynamaya başladı. Türk lojistik pazarı son beş yılda % 20 büyüme gösterdi ve pazarın 2015 yılına kadar 120 milyar dolara ulaşacağı  tahmin ediliyor.

Sektördeki çift haneli büyüme oranları çok sayıda uluslararası oyuncuyu Türkiye'ye çekti, aslında bütün büyük çok uluslu şirketler Türkiye'de zaten faaliyet gösteriyor. Bazıları yerel endüstri dinamiklerini öğrenmek için yerel şirketlerle ortak girişimler kurarken, UPS, TNT ve DHL gibi büyük sektör oyuncuları ortak girişimlerini veya yerel firmaları satın alarak Türkiye'de uzun sureli kalacaklarını ve çevreleyen bölgelerde büyüyeceklerini göstermiş oldu. Taşımacılık sektörü 2002'den bu yana üç kat büyürken, lojistik hizmet sağlayıcılarının payı düşük bir düzeyde kaldı. Katma değerli hizmetler sunan, 100 milyon dolardan fazla gelire sahip büyük oyuncular pazara hakim olmakla beraber, hizmetlerini daha etkin biçimde pazarlayabilen hizmet sağlayıcıları için hala büyüme fırsatı bulunuyor. Sektörel tahminler, lojistik hizmet sağlayıcılarının kısa vadede çabalarını yeniden yapılanma ve halkla ilişkiler alanlarına yoğunlaştıracaklarını gösteriyor.
'TÜRKİYE HİZMET PORTFÖYÜNÜ 'STRATEJİK' AÇIDAN ÇEŞİTLENDİRMELİ'
Türkiye'de diğer bütün alanlarda olduğu gibi, lojistik sektörü de özelleştirme sürecinden geçiyor. Bunun da sektörde muazzam bir büyümeye imkan sağlayacağı söylenebilir.

Raporda bunun yanı sıra, öngörülen ticarileşme ve limanların özelleştirmesi sürecinin devamı, hizmet kapasitesi ve verimlilik üzerinde olumlu bir etkide bulunması bekleniyor. Birkaç yıl içinde, özelleştirilmiş limanların konteyner trafiğinin yaklaşık yarısını üstlenmesi beklenmiyor. Türkiye'de özelleştirme süreci, stratejik yatırımcılar ve taşımacılık altyapısı bakımından geniş pazar fırsatları sunuyor. Ülkenin stratejik coğrafi konumu da, gelecekteki transit ulaşım ağları bağlamında büyük bir potansiyel barındırıyor. Rapora göre, lojistik hizmet sağlayıcıları, hizmet portföylerini stratejik anlamda çeşitlendirmeli çünkü özelleştirme sürecinden sonra rekabetin daha da artması bekleniyor.

LOJİSTİKÇİLERİN İŞTAHINI KABARTAN PAZARLAR...
Çin'in lojistik ve taşımacılık sektörü, ülkenin ekonomik kalkınmasında önemli bir rol oynuyor ve 2030 için güçlü ve istikrarlı büyüme fırsatları vaat ediyor. Bugüne kadar, dünyanın en büyük 500 şirketinden 400'ü şimdiden Çin'de yatırım projeleri gerçekleştirdi.

Çin ve diğer gelişmekte olan ülkeler göz önüne alındığında, mal akışının yeniden düzenlenmesinden ötürü, uluslararası lojistik hizmet sağlayıcıları için olağanüstü fırsatlar kapıda. Küresel düzeyde faaliyet gösteren şirketler şimdiden gelişmekte olan ülkelerdeki büyüyen pazarları hedef almayı başladı. Uzmanlar, yüzde 75 olasılıkla daha da fazla çokuluslu şirketin bu yeni      pazarlara gireceğini düşünüyor.


ARTAN REKABETLE SEKTÖR YENİ BİRLEŞMELERE SAHNE OLACAK

PwC analizi, 2010'un ikinci çeyreğinde satın alınan şirketlerin yüzde 69'unun Asya ve Okyanusya'da yer aldığını gösteriyor. Diğer taraftan, uzmanlara göre, artan rekabet yeni bir birleşme dalgasını da beraberinde getirecek. Buna bağlı olarak, lojistik hizmeti veren kuruluşların sayısında keskin bir düşüş yaşanacak. Gelişmiş sanayi ülkelerinin çoğunda büyüme oranının yüzde beşin altında kalacağı bekleniyor. Bu veri ışığında, uzmanlar, gelişmekte olan ülkelerdeki lojistik şirketlerinin Avrupa ve Kuzey Amerika'daki gelişmiş pazarlarda daha da büyümeye odaklanmalarının olası olmadığını düşünüyor. Bunun yerine bu şirketler kendi iç pazarlarına ve güçlü bir şekilde büyümekte olan komşu ülke pazarlarına yoğunlaşacak ve bu pazarlardaki çift haneli büyüme oranlarından yararlanabilmeyi hedefleyecekler.

DÜNYA TİCARETİNİN YENİ DEVLERİ
Rapora göre, küresel ticaretin önemli bir kısmı 2030 yılında gelişmekte olan pazarlar ile gerçekleştirilecek. Aslında gelişmekte olan pazarlar, diğer, doğal kaynakları zengin, gelişmekte olan ülkelerin ulaştırma altyapılarını kurmalarına yardımcı olmaya başladılar. Çin günümüzde Brezilya, Malezya ve Endonezya gibi diğer gelişmekte olan ülkeler ile yoğun ticarete sahip ve ayrıca Çin, Afrika'daki birçok gelişmekte olan ülkeye yatırımlarına devam ediyor. Bunun tersine, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'nın öneminin giderek azaldığı görülüyor. Uzmanların 10'da 7'si yeni ortaya çıkan ticaret yollarının pazar payı elde ettiğini ve küresel tedarik zincirlerini değiştirdiğini düşünüyor. Asya ve eski Sovyet devletleri arasındaki ticaret yılda yüzde 42 oranında büyüme gösteriyor.  Aynı zamanda, Güney Amerika ve Afrika arasındaki 'Güney-Güney' rotasındaki ticaret hacimleri çift basamaklı büyüme oranlarına işaret ediyor. PwC Küresel Taşımacılık ve Lojistik Sektörü Lideri Klaus-Dieter Ruske konuyla ilgili olarak “Günümüzde Çin dünyadaki en büyük 20 limana sahip. Gelecekte Hindistan, Rusya ve Güney Afrika da lojistik devlerinin arasında olacaktır" diyerek gelişmekte olan pazarların öneminin altını çiziyor.

Kaynak: UTA
Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72