Gündem

TİM BAŞKANI MEHMET BÜYÜKEKŞİ: CUMHURİYET TARİHİNİN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞI GERÇEKLEŞTİTİM BAŞKANI MEHMET BÜYÜKEKŞİ: CUMHURİYET TARİHİNİN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞI GERÇEKLEŞTİ

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Sivas TSO’da düzenlenen toplantıda Ekim ayı ihracat rakamları açıklandı. Ekim ayı ihracatı 2009-2010 yıllarının rekorunu kırdı ve Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza attı.

TİM verilerine göre, bu yıl Ekim ayında ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 8,84 artışla, 10 milyar 790 milyon dolara yükseldi.

Açıklamaya göre, bu yılın Ocak-Ekim dönemindeki ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,41 artışla 92 milyar 675 milyon dolara yükselirken, son 1 yıllık ihracat ise yüzde 9,12 artışla 111 milyar 632 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Ekim ayında 1 milyar 696 milyon dolar ile en fazla ihracatı gerçekleştiren otomotiv endüstrisi liderliğini sürdürürken, bunu 1 milyar 367 milyon dolar ihracat ile hazır giyim ve 1 milyar 177 milyon dolar ihracat ile demir çelik sektörleri takip etti.

% 8.8 artış rakamıyla yeni rekor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, bu yıl Ekim ayında ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 8,84 artışla 10 milyar 790 milyon 392 bin dolar seviyesinde gerçekleşti.

TİM verilerine göre, bu yılın Ocak-Ekim döneminde ihracat yüzde 11,41 artışla 92 milyar 674 milyon 743 bin dolara yükselirken, son 12 aydaki ihracat 111 milyar 632 milyon 354 bin dolar olarak gerçekleşti.

Ekim ayında en fazla ihracat yapan sektör, 1 milyar 696 milyon 267 bin dolarla otomotiv endüstrisi oldu. Otomotivi, 1 milyar 367 milyon 64 bin dolar ile hazırgiyim ve konfeksiyon, 1 milyar 177 milyon 66 bin dolarla demir çelik ürünleri takip etti.

Türkiye’nin, Ekim ayında toplam ihracatının yüzde 82,64’ünü gerçekleştiren sanayi grubunda yüzde 7,39artışla 8 milyar 917 milyon 274 bin dolarlık, yüzde 14,03’ünü oluşturan tarım grubunda yüzde 8,44 oranındaki artışla 1 milyar 513 milyon 738 bin dolarlık, yüzde 3,33’ünü oluşturan madencilikte ise yüzde 67,99’luk artışla 359 milyon 380 bin dolarlık ihracat yapıldı.

Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 63,52 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 15,72 ile otomotiv endüstrisi, bunu yüzde 12,67’lik payla hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü izledi.

Aynı dönemde, en yüksek ihracat artışı yüzde 67,99 ile madencilikte gerçekleşirken, bu sektörü yüzde 49,74 ile deri ve deri mamulleri takip etti.

Ekim ayında gemi ve yat endüstrisinde yüzde 59,73’lük gerileme olurken, zeytin ve zeytinyağında yüzde 30,44’lük, kesme çiçek sektöründe yüzde 2,57’lik düşüş yaşandı. Ekim ayında ihracatı azalanlar söz konusu 3 sektörle sınırlı kaldı.

Almanya ilk sıradaki yerini korudu
Ekim ayında Türkiye ihracatında ilk 10 ülke sırasıyla Almanya, İngiltere, İtalya, Irak, Fransa, Rusya Federasyonu, ABD, İran, İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralandı.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi
Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza attık
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Ülkemizin ihracatı 2009-2010 yıllarının aylık rekorunu kırdı. İlk defa ihracat kayıt rakamlarında 10 milyar dolar eşiğini geçtik ve 10,8 milyar dolara ulaştık” dedi.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda, ekim ayı ihracat rakamlarının açıklandığı toplantıda yaptığı konuşmada, ekim ayında bir ilkin gerçekleştiğini söyleyerek konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Doğunun en tarihi merkezlerinden birisi olan Sivas’tayız. Bizi burada en güzel şekilde ağırlayan Sivaslılara teşekkür ediyorum.

Her ay ihracat rakamlarımızı farklı bir ilde açıklıyoruz. İhracatçılarımızın heyecanını bizzat yerinde görme fırsatını yakalıyoruz. İhracat rakamlarını açıklamak, istatistiki bilgi vermenin ötesinde ihracatın gündemini Anadolu’ya, Anadolu’nun gündemini İstanbul’a taşıdığımız çok önemli bir etkinlik olarak görüyoruz.

Sivas, ihracatta atılım yapan illerimiz arasında ön sıralarda. Sivas, 2010 yılının ilk 9 ayında ihracatını yüzde 62 artırarak 41,5 milyon dolara yükseltti. Yılsonunda 50 milyon dolar barajını da kolayca aşacak.

Sivas ilimizin 2010 yılında kaydettiği başarıyı oldukça önemli buluyoruz. Çünkü, 2002 yılında Sivas’ın ihracatı sadece 8 milyon dolardı. 8 senede Sivas ihracatının geldiği nokta olumlu.

Ancak, Türkiye’nin coğrafi olarak en büyük ikinci ilinin ihracatı bu seviyelerde olmamalı. Sivas’ın potansiyeli çok daha yüksek. Mevcut büyüme hızı ile devam edilirse, 2023 yılında 350 milyon dolarlık bir hedefi yakalayabilir. Ama Türkiye’nin hedefi 500 milyar dolar ihracat. Sivas’ın hedefi de en azından 1 milyar dolar olmalıdır.

Niye ihracat?
Çünkü ihracat demek, üretim demek. İhracat demek, istihdam demek. İhracat demek, artan refah demek. Azalan işsizlik demek. İhracat demek şirketlerimizin rekabet güçlerini geliştirmesi demek.

İhracatla dünya pazarlarına erişen firmalar, sadece iç pazara çalışan firmalara göre daha hızlı gelişirler. Küresel rekabete dayanan şirketlerin içerden ve dışarıdan gelecek şoklara karşı bağışıklıkları gelişir. Çok daha sağlıklı bir yapıda işlerine devam ederler.

Sivas’ın madencilik ve makine sektöründe önemli bir potansiyeli var. Burada katma değeri artırarak ihracatı artırmak temel hedefimiz olmalı.

Diğer taraftan Sivas, Türkiye’nin komşularına daha fazla ihracat yapmalı. Çünkü Türkiye’nin son dönemde çok başarılı bir dış politika izliyor. Komşularımızla daha fazla yakınlaşmamız dış ticaret ilişkilerimizi geliştiriyor. Buradan üretip Gaziantep’e, Van’a, Mardin’e satmayı nasıl başarıyorsak aynı şekilde Suriye’ye, Irak’a, İran’a da satmayı hedeflemeliyiz.

Değerli konuklar,
İhracatçılarımız doğdukları topraklara borçlarını ödüyorlar. İsmail Gülle başkanımız Sivas’ta doğdu. Daha sonra İstanbul’da çok başarılı oldu. Şimdi babasının adını yaşatmak için bir Anadolu Meslek Lisesi yaptırdı.

Yaptığı bu okuldan dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Yaptığı bu davranışın tüm işadamlarına örnek olmasını diliyorum. Burada yetişecek meslek sahibi gençlerimizin Sivas’a ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli konuklar,
Yola çıkacaklar hava durumuna bakar. İhracatçı ise dünya piyasalarının durumuna bakar. Küresel arz ve talepteki gelişmeleri takip eder.  Sonra oyun kurucuların hareketlerini dikkatle izler. Kendi pozisyonunu da buna göre belirler.

Geçtiğimiz hafta G-20 toplantısı Güney Kore’de düzenlendi. Bu toplantıdan ortaya çıkan sonuçlar önümüzdeki döneme ışık tutuyor.

Bu toplantıya gelişmiş ülkelerde yaşanan sıkıntılar damga vurdu. Kriz sonrasında gelişmiş ülkelerin bütçe açıkları, buna paralel olarak borç yükleri artıyor. Bu yüzden topluma sürekli fatura kesiliyor. Sokağın gerilimi artarken, büyümenin psikolojik ortamı bozuluyor. İmkanı da daralıyor. Hal böyle olunca “belden aşağı vurmalar” arttı, kur ve ticaret çekişmeleri artık gizlenemez hale geldi.

G-20 zirvesinde tüm gelişmiş ülkelere bu konuda önlem alınması çağrısı yapıldı. Cari açık veren ülkelere olduğu kadar fazla veren ülkelere de çağrı vardı. Cari açık veren ülkelerin, cari açık seviyelerini sürdürülebilir seviyelerde tutmaları istendi. Çin gibi fazla veren ülkelere de “komşuda pişer, bize de düşer” türünden kurnaz politikalardan vazgeçmesi, daha çok sorumluluk alması çağrısında bulunuldu. 

Bunun bir gereği olarak tüm ülkelerin döviz kurları ile yapay bir şekilde oynamalarına tepki gösterildi.

Tüm ülkeler paralarının değerini yapay olarak düşürmeyeceklerine söz verdiler. Ama geçmişteki kötü örnekleri de biliyoruz.  Kurlarla ilgili yaşanan sıkıntılar çok önemli bir sorun kaynağı. Nitekim Amerika kaynaklı parasal genişleme de devam edecek. Talep yetersizliği bir sorunken, ucuz döviz istilası da ikinci bir sorun alanı oldu.

Netice itibariyle gerek ABD’de, gerekse AB’de işler yolunda gitmiyor. Almanya haricinde AB ülkelerinin toparlanma süreci zaman alacak.

Bütün bu gelişmeler ise ihracatımız açısından yüksek alarm düzeyinde çalışmayı gerektiriyor.

Biz Türk ihracatçıları, hem gelişmiş ülkelerdeki sorunlara hem de kurdaki tüm zorluklara rağmen Türkiye’nin moral gücü olmaya çalışıyoruz. Alternatif pazarlara yoğunlaşarak ülkemizin ihracatını, üretimini ve istihdamını sürüklemek istiyoruz. Tüm zorluklara rağmen bunu da başarıyoruz.

Değerli Konuklar,
Ülkemizdeki ortamı da ihracatçı gözü ile değerlendirmek istiyorum. İhracatımız, ithalatımızdan daha düşük bir tempo ile büyüyor. Kurun mevcut seviyesi ithalatı cazip kılıyor. Üretimi ve ihracatı da olumsuz yönde etkiliyor.

Yılın ilk dokuz ayına ait dış ticaret verileri açıklandı. 2010 yılı Eylül ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı %67,9’dan %57,2’ye geriledi.

Ocak-Eylül döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 72,7’den yüzde 62,7’e indi.

Dış ticaret açığı yılın ilk 9 ayında yüzde 77,3 artarak 48,6 milyar dolara yükseldi. Yıl sonunda 60 milyar doları bulacak.
 
Aylık ithalat 15 milyar dolar üzerinde gerçekleşiyor. 60 milyar dolarlık dış ticaret açığı 40 milyar dolarlık cari açık yaratıyor. Bu cari açık da sıcak para ile finanse ediliyor.

Doğrudan yabancı yatırımın 4,1 milyar dolar olduğu bir dönemde cari açık finansmanın da kalitesi düşüyor. Bu gelişmeleri, döviz kurunun mevcut seviyesi hızlandırıyor.
 
Dış ticaret ve cari açık veren bir ülkeyiz. Biz ihracatçılar olarak rekabet gücümüzün gelişmesi ile bu açığı kapatacağımızı düşünüyoruz. Bunun başka bir yolu olduğunu da görmüyoruz. 

Temel meselemiz rekabet gücünü kazanmak ve sürdürmektir. Bazı sektörlerimizde rekabet gücümüzü kaybediyoruz. Rekabet gücü hemen kazanılmıyor. Uzun vadeli bir dönüşüm gerekli.

Rekabet gücünü belirleyen faktörlere bakıyoruz. Maliyet kalemlerimizin içinde neler var diye bakıyoruz.  Bunların en başında iş gücü maliyetleri geliyor. Ülkemizin iş gücü maliyetleri artıyor. Gerileyen bir nominal döviz kuru ile beraber biz bunu katmerli bir şekilde hissediyoruz.

İş gücü maliyetlerinin sürekli arttığı bir dönemde istihdam yoğunluğunun az olduğu alanlara yatırım yapılıyor.

İç piyasada yatırımlar dış ticarete konu edilemeyecek alanlara kayıyor. Halbuki bizim orta yüksek ve yüksek teknolojili sanayilerde yatırıma ihtiyacımız var. Bu sektörlerde üretim ve ihracatın arttırılmasına ihtiyacımız var. Bu tip üretime somut destekler vermemiz gerekiyor.

Bölgelerin şartlarını gözetmeliyiz. Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçmemiz gerekiyor. 
Esnek çalışma sistemini ve özel istihdam büroları uygulamalarını hayata geçirmemiz gerekiyor. İş gücü piyasasının esnekleştirilmesine ihtiyacımız var. Yıllarca katı iş gücü piyasasına sahip olan Almanya iş gücü piyasasını esnekleştirdi ve krize rağmen Avrupa’da bir başarı hikayesi yazarak en düşük işsizlik rakamlarını yakaladı. 

Mesleki eğitimi ve hayat boyu öğrenmeyi geliştirmemiz gerekiyor. Vergi ve sigorta maliyetlerini azaltmamız gerekiyor.

İşverenlerin üzerinde büyük bir yük oluşturan kıdem tazminatı meselesini çözmemiz gerekiyor. Kıdem tazminatı fonu kurulmalıdır. Hem işsizlik sigortası hem de kıdem tazminatı ödeyen işverene büyük bir haksızlık yapılıyor. Kurulacak bu fon işçinin de kıdem tazminatını garanti altına alacaktır.
 
Teşvikleri verirken istihdamı özellikle gözetmemiz gerekiyor. Belli bir büyüklüğün üzerinde istihdam sağlayacak yatırımlara özel teşvikler verilmesi gerekiyor.

İstihdam üzerindeki vergileri düşürürsek kayıt dışılığı da azaltmış oluruz.

Değerli konuklar,
Temel vurgumuz uluslar arası rekabet gücü. Bunun için yenilikçilik ve teknoloji üretimi gerekiyor. Ar-Ge’nin her yerde şirket kültürü olması gerekli. Daha fazla kaynağı daha fazla işletmeye kullandırmamız gerekli. 

Niye üretim, niye rekabetçilik?
Çünkü, Türkiye 2023’te kuvvetli bir sanayi ülkesi olma vizyonu ile hareket etmeli. Biz büyük bir ülkeyiz. Bu ülkede üreteceğiz ve ihraç edeceğiz.

İş dünyası olarak üretmek, satmak, istihdam sağlamak ve kar etmek istiyoruz. Bu kadar basit bir denklem. Bunların hepsi olmalı ki bu ülkede refah artsın. Kalkınma olsun. 

Biz, üretimin ve ihracatın önündeki zorlukları biliyoruz. Bu engelleri aşmak için çözüm önerileri geliştiriyoruz. Temel meselemizin de rekabetçilik olduğunu ifade ediyoruz.
 
Kur konusunda çok büyük kayıplarımız var. Diğer alanlarda mesafe almamız gerekiyor. En başta sektörel sorunlara çözüm bulmalıyız. 

Eskiden kaynak konusunda sıkıntı vardı. Ancak şimdi devlet bütçesinin gelirlerinin arttığını görüyoruz. Ekonomi çok canlı. Bu da devlet bütçesine gelir olarak yansıyor. Orta vadeli program da ileriye dönük olarak devlet bütçesi gelirleri revize ediliyor. 

Döviz kurlarının düşmesi birçok kesime olumlu yansırken, döviz kazandırıcı sektörler en büyük zararı görüyor. Dolayısıyla ihracatçılara pozitif ayrımcılık uygulanması gerekiyor.

Büyüyen devlet bütçesinden ihracatçıların uluslar arası rekabet gücü kazanması için daha fazla pay ayrılmalı. İhracatçılara verilen destek tüm ihracatımızın yüzde biri seviyesine yükseltilmeli.

Bunu devletin gelirleri artıyorken daha kolay bir şekilde hayata geçirebiliriz.
Finansmanın görece rahat olduğu bir ortamdayız. Ticari krediler artıyor. İhracatçının bu alanda istediği üç temel konu var. Birincisi, ihracatçı için 500 milyon TL sermaye ile yeni bir ihracat kredi garanti fonu kurulmalıdır. Bu fon Eximbank ve diğer bankalardan kullanılacak ihracat kredilerine kefalet vererek ihracatçının en büyük sorunun olan kefalet sorununa çözüm sağlamalıdır.

İkinci isteğimiz, kur istikrar fonunun kurulmasıdır. İhracatçının kurdan kaynaklanan riskini hedge edecek, ihracatçının sipariş alırken korkularını yenmesini sağlayacak bir mekanizmayı mutlaka en kısa zamanda hayata geçirmemiz gerekir.  

Üçüncü temel isteğimizde, Eximbank’ın yeniden yapılandırılarak ülke kredileri açması ve alıcı finansmanına geçmesi, sigorta konusunda daha proaktif davranmasıdır.

Değerli konuklar,
Ekim ayında bir ilk gerçekleşiyor. Ülkemizin ihracatı 2009 – 2010 yıllarının aylık rekorunu kırdı. İlk defa ihracat kayıt rakamlarında 10 milyar dolar eşiğini geçtik ve 10,8 milyar dolara ulaştık.

2010 Ekim ayı rakamı, 2007, 2008 dahil, Cumhuriyet tarihindeki en yüksek Ekim ayı ihracat rakamıdır.

Kriz sonrasında 10 milyar dolar eşiği bizim için çok önemliydi. Bunu aşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu rekor, yıl sonu hedefimize erişeceğimizi gösteriyor.

Dışarıda yaşanan talep daralması ve parasal genişlemenin içerde üretim dışı alanlara yoğunlaşmanın olduğu bir dönem yaşıyoruz. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen ihracatçılar yeni başarı hikayeleri yazıyorlar. Ülkemizin moral gücü olmayı başarıyorlar.
 
Ekim ayı ihracat rakamlarına baktığımızda çok ilginç datalar görmekteyiz.
 
AB ülkelerine yaptığımız ihracatta aylık bazda önemli gelişmeler var. Almanya'ya yaptığımız ihracat Ekim ayında yüzde 24,2 artış gösterdi. Almanya’ya yılın ilk on ayı ortalaması yüzde 17,5 idi. Almanya’da ekonominin canlanması ile ihracat artışımız hızlandı. En büyük pazarımıza bu kadar büyük bir ihracat artışı sağlamak çok önemli bir başarı.
 
İtalya'ya ihracatımız yüzde 1, İngiltere'ye 20,9, Hollanda'ya yüzde 11, Romanya'ya 10,1 artış gösterdi. İngiltere artık ikinci büyük pazarımız.
 
Komşu ve çevre ülkelere ihracatımızda önemli gelişimler yaşanmaya devam ediyor.
 
Irak'a ihracatımız Ekim ayında 25 arttı. Yılın ilk aylarında Irak ihracat artışımız durağında şimdi tekrar hızlandı. Rusya'ya ihracatımız yüzde 49, Birleşik Arap Emirlikleri'ne yüzde 70, İran'a yüzde 69, Suudi Arabistan'a yüzde 53, Suriye'ye yüzde 14 arttı.
 
Bunun yanı sıra uzak pazarlarda ihracat başarımız artmaya devam ediyor. Ekim ayında ABD'ye ihracatımız yüzde 21, Çin'e ihracatımız yüzde 90, Kanada'ya ihracatımız yüzde 144, Japonya'ya yüzde 18 arttı.

Değerli konuklar,
Şimdi de, İhracatçı Birliklerince kayda alınan Ekim ayı ihracat rakamlarını açıklamak istiyorum.

Ekim ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,84 artışla 10 milyar 790 milyon dolara yükseldi. Eylül ayına göre de 20,5 artış gösterdi.

Ocak – Ekim dönemindeki ihracatımız ise, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,41 artışla 92 milyar 675 milyon dolara yükselirken, son bir yıllık ihracatımız yüzde 9,12 artışla 111 milyar 632 milyon dolar oldu.

Ekim ayında 1 milyar 696 milyon dolar ile en fazla ihracatı gerçekleştiren Otomotiv Endüstrisi liderliği sürdürürken, 1 milyar 367 milyon dolar ihracat ile Hazır Giyim ve 1 milyar 177 milyon dolar ihracat ile Demir Çelik sektörlerimiz Otomotivi takip etti.

Tarım sektörlerimiz Ekim ayında 1 milyar 514 milyon dolar ihracatla toplam içinde yüzde 14,03 pay alırken, 8 milyar 917 milyon dolar ihracat yapan sanayi sektörlerimizin payı yüzde 82,64 oldu. 359 milyon dolar ihracat yapan madencilik sektörümüz ise toplamdan yüzde 3,33 pay aldı.

Ekim ayında en fazla ihracat artışını yüzde 68 ile Madencilik, yüzde 49,74 ile Deri ve Deri Mamulleri ve yüzde 24,74 ile Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller sektörlerimiz yakaladı.

İller bazında baktığımızda İstanbul 5 milyar dolar ihracat ile Ekim ayı ihracatında da ilk sırada yer alıyor.

Bursa 1 milyar dolar aylık ihracat ile Ekim ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ikinci ilimiz oldu. Kocaeli 829 milyon dolar aylık ihracat ile üçüncü sırada yer aldı.

İzmir’in Ekim ayı ihracatı 682 milyon dolar, Ankara’nın ihracatı 470 milyon dolar, Manisa’nın ihracatı 393 milyon dolar, Gaziantep’in ihracatı 384 milyon dolar, Denizli’nin ihracatı 209 milyon dolar, Sakarya’nın ihracatı 180 milyon dolar ve Hatay’ın ihracatı 169 milyon dolar olarak takip ettiler.”

Ekim 2010 İhracat Rakamları için tıklayınız
Ekim 2010 İhracat Rakamları Sunum Dosyası için tıklayınız

Kaynak: TİM

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72