Gündem

BOĞAZLARIN RİSKİNİ HERKES PAYLAŞACAKBOĞAZLARIN RİSKİNİ HERKES PAYLAŞACAK

Hükümet ve 20 petrol şirketi ve taşıyıcısının katıldığı toplantıda Boğazlar’ın mevcut tanker trafiğinden fazlasını kaldırmayacağı konusunda herkes hemfikirdi. Hükümet, önce iki boru hattı ile şirketlere alternatif çözüm sunacak ardından Boğazlar’dan geçen gemilere tonaj sınırlandırması ve ucu açık sigorta şartı getirerek Boğazlar’ı güvence altına almak istiyor. Montrö Anlaşması’nın değiştirilmesi ise gündemde yok.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, tankerlerle kargo ve petrol ürünleri taşımacılığının yarattığı risklere dikkati çekerek, ”Türkiye’nin, ekonomik, sosyal, siyasi ve çevresel açılardan ulusal ve uluslararası öncelik ve çıkarlarını göz önünde bulundurarak, başta Montrö Anlaşması olmak üzere taraf olunan diğer uluslararası anlaşma ve sözleşmeler ile Uluslararası Denizcilik Teşkilatı tarafından getirilen kurulları göz önünde bulundurarak, boğazlarda geçişlere yönelik yeni düzenlemeler getirmeye hakkı olduğu unutulmamalıdır” dedi. İstanbul Boğazı’ndan 2009 yılında 51 bin 422, Çanakkale Boğazı’ndan ise 49 bin 453 geminin geçiş yaptığını söyleyen Eroğlu, bu gemilerin getirdiği kirlilikle ilgili şunları söyledi: ”Gemilerden kaynaklanan sintine, slaç gibi petrol atıkları, pis sular, çöpler, balast suyu ile taşıyan zararlı sucul canlılar, gemilerden kaynaklanan kükürtoksitler, azotoksitler, karbondioksit, partikül madde gibi emisyonların meydana getirdiği kirlilik, kaza durumunda denize petrol veya tehlikeli maddelerin yayılması kıyı bölgelerinde yaşayan insanlarımıza ve deniz ekosistemine çok ciddi zararlar vermektedir. Bu çevresel risklere bariz birkaç örnek vermek istiyorum. Karadeniz petrollerini taşıyan tankerler Marmara Denizi’ne geçtiğimiz yıl 1,5 milyon ton balast suyu deşarj etmişlerdir. Balast suları ile taşındığı bilinen alg patlamasına sebep olan zararlı, kırmızı alg türleri Marmara Denizi’nde yaşayan deniz ekosistemi ve özellikle de bu bölgede yaşayan 15 milyon habitat için risk oluşturmaktadır.”
Tonaj sınırlaması getirilebilir

Bakan Eroğlu, 1999 yılında Volganeft kazasında 1500 ton fueloilin denize aktığını, 7 kilometrelik sahil şeridinde yoğun kirlilik meydana geldiğini ifade ederek ‘’Volganeft kazası, sadece temizlik masrafı olarak 9 milyon 600 bin dolar olup, bu kaza sonucu Türkiye’nin balıkçılık kaybı 2 milyon doları aşmıştır. Son yıllarda İstanbul Boğazı’nda 11 büyük deniz kazası meydana gelmiş, büyük bir risk oluşturmuştur.’’

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, son 15 yılda 115 bin ton petrolün denize döküldüğünü ve bunun büyük bir miktarının da yandığını belirterek, ”İstanbul Boğazı artık bu tanker taşımacılığı riskini kaldıramaz, daha fazla risk alamaz. Boğazlardan geçen gemi sayısının sınırlandırılması, tonaj açısından sınırlama getirilmesi, köhnemiş tankerler yerine mutlaka daha yeni, ileri teknolojiyle donatılmış gemilere izin verilmesi gerekir” dedi.

İstanbul Boğazı’ndan geçiş yapan gemi sayısının Panama Kanalı’ndan geçen gemi sayısının 4, Süveyş Kanalı’ndan geçen gemi sayısının 3 katı olduğunu ifade etti. Veysel Eroğlu, ”Bunların yüzde 80′i eski tanker ve normalde yük taşıyıcı gemilerin yüzde 1,6′sı kılavuz kaptan alıyor. Dünyada hiçbir 13 milyonluk şehir yok ki 3 dakikada bir 400 ton tehlikeli atık o şehrin boğazlarından taşınıyor. Böyle bir durum yok. Kaza riski, çevresel riskler aşikardır. Bu riskin yük taşıyıcıları tarafından görülmesi de memnuniyet vericidir.” Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, toplantıya katılan firmalar da boğazların artık daha fazla bu riski taşıyamayacağını ifade ettiler.”

‘’Ucu açık sigorta istendi’’
Sigortasız ve kılavuz kaptansız gemi geçişlerini önlemek için yapılan çalışmalarla ilgili olarak ise Eroğlu, Montrö’den kaynaklanan geçiş hakkını kullanmak istiyorlarsa riskleri her bakımdan paylaşmaları gerekir. Sigorta, gemilerin tonajının düşürülmesi, ileri teknoloji ile donatılan yeni gemilerin kullanılması gibi tedbirler düşünülebilir. Bunlar gündeme getirilecektir. Bu da bizim en tabii hakkımızdır. Ucu açık sigortalar talep edilecektir. Bunlar tam olarak ortaya konmadı, ama gündeme gelecektir. Katılan paydaşlar, burada büyük risk olduğunu, birtakım tedbirler alınması gerektiğini ve alternatifler üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bakanlık olarak ucu açık bir sigorta talep ettik ancak buna karar verecek olan Ulaştırma Bakanlığı’dır. Bu konuda çalışmalar devam ediyor. Sınırlı sigorta ya da sigorta olmaması gibi bir durum söz konusu değil. Bazen fotokopi ile sahte sigorta poliçeleri ile geçiş yapıldığına da şahit olduk. Denetlenmesi gerektiğine inanıyoruz, kastımız odur” dedi.

Yıldız: Alternatif çözümler üreteceğiz
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise toplantıya katılan 20′ye yakın petrol üreticisi veya petrol taşıyıcısı firmalar ve ülkelerle beraber çözmek istediklerini ve çözüleceğine inandıklarını vurguladı. Yıldız konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Çözülmezse ne olur? Mutlaka yine bir tedbirler paketi konulmak durumunda kalınacak. Bu seyrin, bu haliyle sürdürülebilir olmadığını biliyoruz. Burada son derece profesyonel çalışan firmalarınızın bu çözümün parçası olacağına yürekten inanıyorum. Bunun için tabi ki ticari çalışan firmalarımızı çözümsüz bırakmamalıyız. İki by-pass boru hattı projesi var, bunlardan bir tanesi Burgaz-Dedeağaç, bir tanesi de Samsun-Ceyhan. 50 milyon tonluk bu tür projelerin aslında fizibilitelerinin de karşılaştırılarak, mutlaka gönüllülük ilkesinin esas olduğu ve yine beraberce çözüm bulacağımız uluslararası ilişkilerden arındırılmamış ve hatta destekleyen bir ortam oluşacaktır. Bu platform, bunun yeridir, bugün de uygun bir tarihtir. Biz Montrö Anlaşması’na bağlı bir ülkeyiz. Anlaşmanın bize verdiği haklar olduğu gibi uluslararası arenaya verdiği haklar da var. O yüzden biz alternatif çözüm yollarını (hem Burgaz-Dedeağaç hem Samsun-Ceyhan) sunmadan böyle bir toplantının yapılmamasının daha doğru olduğuna inanmıştık. Bu çözüm yolları biraz olgunlaştığı için de bunu sunuyoruz. Bunlar tabii ki kabul görecek yollardır. Burada sunulan tebliğler ve yapılan katkıların, çözümün bir parçası olacağına inanıyorum. ”

‘’Monrö’nün değiştirilmesi gündemde değil’’
Burada konseptin doğru anlaşılması gerektiğini ifade eden Bakan Yıldız, şunları söyledi:
”Burada biz herhangi bir gemiye ‘Buradan geçemezsiniz’ demiyoruz. Toplantı bunun üzerine kurulu değil. Biraz geriye doğru baktığımızda Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı İstanbul ve Çanakkale boğazlarının yükünü 50 milyon ton almıştı. Eğer yapılmamış olsaydı şu anda boğazlardan günde 18 değil 24-25 tanker geçiyor olacaktı.

İstiap haddi yeni üretimlerle tekrar doyum noktasına ulaştı. Bundan sonrasını mutlaka görüyor olmamız lazım. Bundan sonraki kapasite artışlarımızı disipline ediyor olmamız lazım. Bundan sonraki by-pass boru hatlarının da buraya faydası olacaktır. Bunu görmek için illaki 7 yıl sonrasını yaşamak gerekmiyor. Bu tür kapasite artışlarını, önceden istatistiklerin bize verdiği doğrultuda şekillendirmemiz lazım.” Bakan Yıldız, boğazların güvenliği sağlanırken Montrö Anlaşması’nın değiştirilmesinin gündemlerinde olmadığını vurguladı.

Fon için henüz erken
Boğazların güvenliği ve olası tehlikeler için oluşturulması düşünülen fonla çalışmalarına ilişkin Yıldız, fon konusunun gelecekte yapılacak toplantılarda şekillenecek bir konu olduğunu, somut gerekçeleri ve kurumsallaşmış haliyle bu toplantıda görüşülmediğini dile getirdi. Yıldız ”Minimum 3-4 yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Biz alternatif bypass boru hatlarına önermeden tabii ki böyle bir kapasite azaltılmasını beklemiyoruz. Tam tersi süreç kapasite artırılması yönünde gidiyor. Biz alternatif çözüm yollarını olgunlaştırmadan, yani iki projeyi hayata geçirmeden buradaki geçişleri düzenleyerek ve bir kısım spektleri yükselterek ancak bunu sağlamayı düşünüyoruz. Bu projenin uzun ve kısa vadeli yanları var. Şu anda gönüllülük ilkesi başlığı altında bunları müzakere ediyoruz” diye konuştu.

BP: Firmaların daha hassas olması gerekiyor
BP İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Murat Lecompte, Boğazların emniyeti açısından mutlaka birtakım adımların atılması gerektiğini söyledi.

Lecompte, BP olarak, Boğazların ve Boğazlarda taşımacılığın emniyeti konusunda yıllardır birçok adım attıklarını aktararak Boğazdan taşıdıkları petrol miktarının çok küçük olduğunu ifade etti. ”Boğazların emniyeti açısından mutlaka birtakım adımlar atılması lazım” diyen Lecompte, bu konuda büyük firmaların farklı, küçük firmaların farklı adımlar attığını belirtti.Lecompte, büyük şirketlerin, kılavuz kaptan kullanma gibi dünya çapındaki emniyet standartlarını uyguladıklarını dile getirerek, ”Ama her taşımacı bunu yapmıyor, çözüm taşımacılık yapan şirketlerin daha hassas davranmasından geçiyor” diye konuştu.

Euroasia Gas şirketinden Laurent Ruseckas da Boğazlardan geçişin bugün boru hatlarını kullanmaktan daha az maliyetli olduğunu ifade ederek, by-pass boru hatlarının, ekonomik, herkes için eşit ve adil olduğu sürece kullanılabileceğini dile getirdi.
 
Gönüllü İlkeler Kağıdı
Toplantıya 20 civarında batılı, Rus ve Kazak şirketinin temsilcileri davetli olarak katıldı.
Ayrıca 2000 yılında ABD ve İngiltere’nin yanı sıra bazı büyük petrol şirketleriyle sivil toplum kuruluşlarının kabul ettikleri güvenlik ve insan hakları ile ilgili Gönüllü İlkeler Kağıdı’ndan esinlenilerek, Dışişleri Bakanlığınca Türk boğazlarından petrol taşımacılığı hakkında bir ”Gönüllü İlkeler” kağıdı kaleme alındı. Şirketlerden, Türk boğazları konusunda ”gönüllü” birtakım adımlar atmalarının beklendiğinin vurgulanması, diğer bir deyişle şirketlerin ”by-pass” projelerini ciddi şekilde değerlendirmelerinin sağlanması hedefleniyor.

Kaynak: Perşembe Rotası
Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72