Anasayfa / Sektörel / Sektör Haberleri / Gündem / ORTA DOĞU'DAKİ ÇATIŞMALAR TÜRKİYE'NİN LOJİSTİKTEKİ GÜVENLİ KONUMUNU ÖNE ÇIKARIYOR

ORTA DOĞU'DAKİ ÇATIŞMALAR TÜRKİYE'NİN LOJİSTİKTEKİ GÜVENLİ KONUMUNU ÖNE ÇIKARIYOR

ORTA DOĞU'DAKİ ÇATIŞMALAR TÜRKİYE'NİN LOJİSTİKTEKİ GÜVENLİ KONUMUNU ÖNE ÇIKARIYOR06.03.2026"Savaş riski primi ve ek sigorta teminatlarında ciddi artışlar görülüyor"

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin de Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin ve LNG ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir güzergah olduğuna dikkati çekti.

İran’ın geçişleri kısıtlamasının öncelikle enerji arz güvenliği üzerinden küresel lojistik sistemini etkilemeye başladığını dile getiren Engin, enerji fiyatlarındaki artışın deniz yolu, hava yolu ve kara yolunda bunker, yakıt ve operasyon maliyetlerini artırdığını, bunun da navlun fiyatlarına yansıdığını anlattı.

Engin, "Bununla birlikte, yalnızca yakıt değil savaş riski primi ve ek sigorta teminatlarında da ciddi artışlar görülüyor. Hatta sigorta şirketleri Hürmüz Boğazı’nı teminat dışı tutmaya yönelik açıklamalar yapmaya başladı. Dolayısıyla sefer iptali veya rota değişikliği kapasite daralmasına sebep olacaktır ve transit süreler uzayacaktır. Özellikle Körfez limanlarına yönelik konteyner, tanker ve dökme yük taşımalarında arz şoku gözlemliyoruz. Bu durum uzun vadede sürdürülemez" dedi.

Küresel ticaret sisteminin alternatif güzergah ve tedarik kaynakları üretme eğiliminde olduğunu kaydeden Engin, şu açıklamalarda bulundu:

"Suudi Arabistan ve BAE’nin boru hatları, Kızıldeniz bağlantıları ve Doğu Akdeniz üzerinden yön değiştiren akışlar belirli ölçüde denge sağlar. Navlun ve sigorta maliyetlerindeki sert artışlar genellikle kriz dönemlerinde tavan yapar, ardından piyasa adaptasyonu ile kademeli olarak normalize olur. Bununla birlikte, jeopolitik risk kalıcı hale gelirse ‘yeni normal’ daha yüksek risk primi içerebilir. Bu da küresel lojistikte maliyet tabanını yukarı çeker, tedarik zincirlerinde bölgeselleşme ve nearshoring eğilimini güçlendirir."

"Türkiye alternatif lojistik hub olarak öne çıkabilir"

UTİKAD Başkanı Engin, çatışmaların uzaması durumunda deniz yolunda rota sapmalarının, gemi beklemelerinin ve liman yoğunluklarının artacağını belirterek, Kızıldeniz ve Körfez hattındaki risk algısının gemilerin daha uzun rotalara yönelmesine neden olabileceğini söyledi.

Bu durumun transit sürelerini uzatacağını ve navlun fiyatlarını artıracağını dile getiren Engin, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Konteyner ekipman dengesizliği ve boş konteyner repositioning maliyetleri de artış gösterebilir. Hava yolunda ise hava sahası kısıtlamaları ve güvenlik riskleri nedeniyle uçuş rotaları uzamaya başladı. Slot planlamalarının olumsuz etkilenmesi transit süreleri artırdı ve kargo kapasitesi daraldı. Özellikle Orta Doğu aktarmalı hatlarda hava kargo navlunlarında artış gözlemlemeye başladık. Kara yolunda İran üzerinden Orta Asya ve Körfez’e uzanan hatlar risk teşkil edecektir ve alternatif rotalar gündeme gelecektir. Bu süreçte sınır geçiş süreleri uzayabilir, sigorta ve güvenlik maliyetleri artabilir. Bu durum Türkiye’nin İran transitli taşımalarında belirsizlik yaratır."

Engin, Türkiye açısından tablonun çift yönlü olduğuna işaret ederek, "Bir yandan İran ve Körfez bağlantılı ticarette maliyet ve sürelerin artma ihtimali bulunurken, diğer yandan Türkiye Orta Koridor, Doğu Akdeniz ve Karadeniz bağlantıları sayesinde alternatif bir lojistik hub olarak öne çıkabilir." dedi.

Avrupa-Asya ticaretinde Türkiye’nin jeostratejik konumunun güçlenebileceğini ancak enerji maliyetlerindeki artışın Türkiye’deki taşıma maliyetlerini yukarı çekeceğini dile getiren Engin, "Bu nedenle Türkiye için kritik husus modlar arası entegrasyonu güçlendirmek, demir yolu ve liman kapasitesini artırmak ve alternatif koridorlara yatırım yaparak risklerin olumsuz etkilerini minimize edebilir." şeklinde konuştu.

Kaynak: aa.com.tr