Gündem

KRİZİN KAYBI 4 TRİLYON DOLARA ULAŞABİLİRKRİZİN KAYBI 4 TRİLYON DOLARA ULAŞABİLİR22.04.2009

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF), Küresel Mali İstikrar Raporu'nda krizin dünyada yol açacağı kayıpların 4 trilyon dolara kadar yükselebileceği belirtildi. Rapora göre Türkiye kredi/mevduat oranı açısından Avrupa'daki yükselen ekonomiler arasında Çek Cumhuriyeti'yle birlikte iyi konumdaki iki ülkeden biri oldu. Yükselen piyasa ekonomilerinin bu yıl etkilenmeye devam edeceği net sermaye çıkışının 2010 ve 2011 yıllarında küçük değişikliklerle iyileşme yönünde telafi edileceği belirtilen raporda, küresel kredi sıkışmasının derin ve uzun süreli olması olasılığı bulunduğu belirtildi.

IMF'nin Küresel Mali İstikrar Raporu (Global Financial Stability Report ? GFSR) açıklandı. Raporda, Türkiye dahil belirli yükselen piyasa ekonomilerinde çeşitli makro ve finansal göstergeler ele alındı, gelecekte endişe konusu olabilecek göstergelerin yanı sıra ve ülkelerin iyi durumda oldukları noktalar ortaya konuldu. Türkiye incelenen yükselen piyasa ekonomilerinin Avrupa bölümünde yer aldı. Türkiye'yle birlikte Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Kazakistan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan ve Ukrayna ele alındı.

Raporda 2010 yılına kadar tüm dünyada krizden dolayı uğranılacak kayıpların 4 trilyon dolara ulaşabileceği, kayıpların üçte ikisinin bankaları ilgilendireceği belirtildi.

 

 

KREDİ/MEVDUAT ORANINDA TÜRKİYE

YÜKSELENLERİN İYİLERİNDEN

Kredi/mevduat oranı 1'den yüksek ülkeler potansiyel endişe kaynağı ülkeler kapsamına alındı. Türkiye ve Çek Cumhuriyeti yakaladıkları 0.7 ve 0.8'lik oranlarla en iyi konumdaki ülkeler oldu. Çek Cumhuriyeti ise Letonya 2.8, Estonya 2.1, Litvanya ve Ukrayna 2, Kazakistan 1.7 gibi oranlarla kredi/mevduat oranı alanında potansiyel endişe sınırı içinde ilan edildi. Oran Rusya ve Romanya'da 1.3, Polonya'da 1.1 olarak ölçüldü.

Türkiye GSYİH'sinin yüzdesi olarak cari işlem dengesi açısından da iyiler arasında yer aldı. Türkiye'nin cari işlem açığı yüzde 1.1 düzeyinde bulunuyor. Rapor Bulgaristan, Hırvatistan, Estonya, Kazakistan, Letonya, Romanya ve Sırbistan'ın cari işlem dengesinin potansiyel endişe sınırda bulunduğu ortaya koydu.

 

 

2009'DA DIŞ BORÇ

REFİNANSMAN İHTİYACI

Türkiye dahil Avrupa'nın yükselen ekonomilerinin tamamına yakını dış borç refinansman ihtiyacı açısından ise potansiyel endişe kaynağı oluşturuyor. Türkiye'nin 2009 itibarıyla dış borç refinansman ihtiyacı rezevlerinin yüzde 110'u düzeyinde. Bu oran Litvanya'da rezevlerin yüzde 425'i, Letonya'da yüzde 331'i, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 236'sına çıkıyor. Rusya ve Kazakistan'ın dış borç refinansman ihtiyaçları ise ise sırasıyla rezervlerinin yüzde 34'ü ile 82'si düzeyinde ve iyi durumda.

 

NET DIŞ POZİSYON

IMF raporu net dış pozisyonu GSYİH'sinin yüzde 10'undan fazla açık veren yükselen ekonomileri de "potansiyel endişe verici" kapsamına aldı. Türkiye yüzde 11.9 açıkla bu alanda sınırda bulundu. Net dış pozisyonu en fazla açık veren yükselen Avrupa ekonomisi yüzde 68.8 açıkla Estonya oldu. Bulgaristan'ın net dış pozisyon açığı yüzde 34.9, Polonya'nın yüzde 15.4, Sırbistan'ın yüzde 12.2, Ukrayna'nın ise yüzde 17.6 oldu.

 

 

SON BEŞ YILDA ORTALAMA

REEL KREDİ BÜYÜMESİ

Türkiye son beş yılda ortalama reel kredi büyümesi alanında Avrupa yükselen ekonomileri arasında "potansiyel endişe" sınırında bulunuyor. IMF raporunda, son beş yılda yıldan yıla özel sektörün aldığı kredilerde yüzde 30'dan fazla büyüme görülen ülkeler "potansiyel endişe verici" alanda sayıldı. Türkiye yıllık ortalama yüzde 29.8 büyüme sağlayarak endişe verici sınırın biraz altında kaldı. Bulgaristan, Kazakistan, Letonya, Litvanya, Romanya, Rusya, Ukrayna ise kredilerdeki artışla endişe uyandırdı.

 

 

SERMAYE AKIŞI 2010'DA

YİNE BAŞLAYABİLİR

Raporda kısa vadedeki finansal istikrar zorlukları ve politika öncelikleri de sıralandı. Küresel finansal istikrarın, yükselen piyasalarda en olumsuz noktaya yükselen risklerin de etkisiyle son 2008 Raporu'ndan bu yana daha kötü durumda olduğu belirtilirken, "Kısa vadeli likidite koşullarında bazı iyileşmeler ve fon piyasalarında açılmalar görülmesine karşın diğer bazı istikrarsızlık göstergeleri kötüleşmeyi rekor ya da rekora yakın seviyelere taşımıştır" denildi.

Yükselen piyasa ekonomilerinin 2009'da karşılaşacakları net sermaye çıkışının 2010 ve 2011 yıllarında küçük değişikliklerle iyileşme yönünde telafi edileceği belirtilen raporda, küresel kredi sıkışmasının derin ve uzun süreli olması olasılığı bulunduğu belirtildi. Rapora göre, Avrupa son krizde en çok kendi içindeki yükselen piyasa ekonomilerinde darbe yedi. Burada karşılaşılan sorunlar yükselen ekonomilerin kriz öncesinde hızlı kredi büyümesiyle ateşlenen büyük iç ve dış denge sorunlarını yansıttı. Mali sıkıntılar banka kurtarma planları ve makroekonomik teşvik paketleri etkisiyle büyüdü, finansal sistemin istikrar kazanmasının daha ileri ekonomik politika önlemleri gerektirdiği bildirildi.

Raporun "Özet" bölümünde ise varlıkların değer kaybı sürerken, ekonomik daralmanın banka bilançoları üzerinde daha büyük bir baskı oluşturduğu, bankaların sermaye yeterliliğini tehdit ettiği ve yeni krediler konusundaki cesareti kırdığı kaydedildi. Raporda şöyle denildi:

"Kredi büyümesi yavaşlamaktadır ve hatta negatife dönmekte, ekonomik etkinlik üzerinde daha fazla aşağı yönlü baskı oluşturmaktadır. Özel sektör için getirilen önemli düzenlemeler ve devlet destek paketleri yürürlüğe konulmaktadır ve istikrara yönelik erken sinyallerin alınmasına katkı sağlamaktadır. Bu iyileşmenin sürdürülmesi, halkın finansal kurumlara güveninin inşa edilmesi ve piyasalarda koşulların normalleşmesi için, daha ileri, kati ve etkin ekonomik politika eylemleri ve uluslararası işbirliği gereklidir. Burada ana zorluk finansal sistem ve küresel ekonomi arasındaki aşağı yönlü spiralin kırılmasıdır. Sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için daha istikrarlı ve dirençli bir platformu sağlaması gereken küresel finansal sisteminin yeniden tasarlanması için umut vadeden çabalar görülmektedir."

Raporda yabancı piyasalara giden fonlardan yapılan kesintilerin, "şirketlerin borçluluk oranlarının düşürülmesi" gayretlerinden dolayı daha çok arttığı, sınır ötesi fonlamadaki hızlı düşüşlerin birçok yükselen piyasa ekonomisinde krizi derinleştirdiği bildirildi ve şöyle denildi:

 

REFİNANSMAN İHTİYACI

1.8 TRİLYON DOLAR

"Yükselen piyasa ekonomilerinde fonlama baskısı yaratan ihracat düşüşüyle birlikte yabancı yatırımcı ve bankaların çekilmesi acil dikkat gerektirmektedir. Yükselen piyasaların refinansman ihtiyacı büyüktür, 2009'da 1.8 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. Şu andaki tahminler 2009'da yükselen piyasalara net özel sermaye akışının negatif olacağı yönündedir ve akışların yakın gelecekte kriz öncesi düzeye dönme olasılığı bulunmamaktadır. Sermaye akışına bel bağlayan yükselen piyasa ekonomileri şimdiden zayıflamakta ve telafi edici resmi desteğe daha fazla önem vermektedirler."

Rapor özetinin dünya ekonomisine genel "Acil Politika Tavsiyeleri" bölümünde "bankaların içinde bulundukları durumun ve banka sermaye yapılarının hızlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesi, ‘zehirli varlıkların' üzerine sistematik bir şekilde yönelinmesi, bankaların yeniden yapılandırılmasına eşlik edecek yeterli likitide temin edilmesi" üzerinde duruldu.

 

 

MERKEZ BANKALARI

YENİ ROLLER ALABİLİR

Makroekonomik politika tutarlılığı için birbirlerini güçlendirecek mali ve finansal politikaların teşvik edilmesi gereği üzerinde durulan raporda, gerektiğinde piyasaların fonlanması ve yeniden kredilendirilmesi için alışılagelmişin dışında merkez bankası politikaları uygulanabileceği belirtildi.

 
Referans 
Ataköy 7-8-9-10. Kısım Mah. Çobançeşme, E-5 Güney Yanyol Cd.
NEF22 Ataköy, B-Blok, Kat:7, D:142
Bakırköy 34156 İstanbul
+90 530 960 84 24
+90 212 663 62 72