Gündem

İSTANBUL LOJİSTİK PİYASASINI ANLAMAİSTANBUL LOJİSTİK PİYASASINI ANLAMA11.02.2009

Türkiye’deki lojistik sektörü, perakende sektöründeki proje geliştirme ve yatırım yapma furyasında başlangıçta gözden kaçsa da, son bir kaç yılda daha fazla uluslararası yatırımcının odağı haline geldi.
Yaşadığımız süreçte  karşılaştıkları çeşitli engellerle başarıları kısıtlanan bir takım yatırımcılar kendilerini başarması zor bir hazine avında iz sürüyormuş gibi hissedebilirler. Potansiyel fırsatları değerlendirirken, geçmişte başka yerlerde yapılan işlemlerde gösterilenden daha fazla çaba harcamaları gerekecektir. Bir bütün olarak Türkiye’nin dinamikleri yatırımcılara çeşitli bakımlardan son derece cazip görünebilir.
Sadece 70 milyonun üzerinde olan toplam nüfusu ele alırsak, Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na en son üye olan devletlerin yarattığı pazardan daha büyük bir  pazar büyüklüğü sunmakta. Bundan daha fazlası, İstanbul resmi olarak 12,5 milyonu aşan nüfusu ile tam bir çekim noktası.

İstanbul tam bir çekim noktası

Her ne kadar başkent Ankara dahil, birkaç milyon nüfusa sahip çok sayıda önemli başka şehirler ve 1 milyon civarında nüfusa sahip diğer şehirler olsa da, İstanbul belki de bunların içinde en önemlisi.
Bu da uluslararası yatırımcıların portföylerini genişletmek için bariz bir fırsat ve bu sebeple ülkede uzun dönemli bir yatırım potansiyeli görebildikleri anlamına geliyor.
Öyleyse lojistik sektöründe, uluslararası yatırım faaliyetlerinin gerçekleşmesinin bu kadar uzun zaman almasının nedeni nedir. Problemin bir parçası, uluslararası yatırımcıyı ilk çeken şehrin İstanbul olması. Fakat buna karşı İstanbul, kendine özgü bir takım zorlukları olan bir şehir.
Örneğin tepelik coğrafi yapısı, düz arazilerde en iyi şekilde geliştirilebilen lojistik operasyonları açısından en uygun biçim değil.
Şehirde, son yıllarda yapılan alt yapı yatırımlarına rağmen, çok da azalmayan trafik sıkışıklığı problemleri var. En çok ilgi çeken benzersiz coğrafi konumu bir tarafa, bu konum aynı zamanda, şehirde Avrupa ve Asya yakaları arasında lojistik istikametlerinin bölünmesine yol açan bir trafik akışı demek.
En önemli konu ise, şehrin büyüdüğü oranda bu büyümeye yön verecek olan bir ana planın eksikliğidir.
Ana ulaşım merkezleri için bazı önemli gelişme planlarının varlığı ve bunları çevreleyen alanlardaki büyüme de bu sorunu ayrıca perçinlemektedir.
Bu nedenle bugünün ana lojistik alanları büyük ihtimalle yarının ana alanları olarak kalmayabilir.
Planlanan başlıca altyapı yatırımlarından faydalanan bölgelerdeki daha iyi ulaşım imkanları kombinasyonu ve şu anda varolan daha merkezi lojistik bölgelerde yükselen arazi fiyatları, daha değerli alternatif alanlar yaratıp şehri genişletti. Bu da İstanbul’un lojistik haritasının değiştiğini gösteriyor.
Bir değişimin başladığı açık fakat problem, mevcut lojistik merkezlerinden farklı olarak, yeni alanlara yatırım kararlarının bu kadar yakın ve açık olmamasından kaynaklanıyor.
Lojistik operatörleri birinin onlara yol göstermesini bekliyor. Elbette, bu zahmetlerine değecek belirli bir  avantaj da görmeleri gerekiyor.

 Uluslararası satın almalarda hareketlilik var

2008 yılından mevcut temel lojistik bölgelerindeki arazi fiyatlarındaki yükseliş, uluslarası satın almalarda küçük bir hareketlilik yaşandığı anlamına geliyor.
Mevcut bölgelerde işini tek başına yürüten veya yeni lojistik merkezleri kurmada beraber hareket eden arazi sahipleri ve proje sahipleri olan yerli şirketlerin de lojistikteki yeteneği azımsanmamalı.Türkiye görkemli bir inovasyon geçmişine sahip ve büyük şirketleri bu yenilikleri kendileri için yapmaya alışıklar. Bu nedenle uluslararası yatırımcılar, nasıl bir katma değer yaratabileceklerini açıkça sergilemek durumundalar.
Uluslarası yatırımcılar ile proje geliştirenler ve yerel oyuncular [operatörler ve arazi sahipleri] arasında bir sinerji yaratmak her ne kadar tek amaç olmasa da bu heyecan verici piyasanın bir adım ileri gitmesi için buna ihtiyaç duyulduğuna inanıyoruz.
Bu sinerjiyi yaratmak için gerekenler ise, kiralar, getiriler ve işlem sayıları hakkındaki verilere dair daha fazla bilgi akışı ve uygulandığında sektörü değiştirecek olan önemli altyapı projelerinin doğru zamanlamasıdır.
Arazi sahipleri, inşaat firmaları, yatırımcılar, danışmanlar ve hükümet birbiriyle bölgesel ve ulusal düzeyde bilgi ve görüşlerini paylaşmalıdır. Ancak bu mümkün olduğunda,piyasada,  tüm taraflar adına daha büyük gelecek beklentilerinin doğmasını sağlayacak olan büyük bir ilerleme görülecektir.

Ataköy 7-8-9-10. Kısım Mah. Çobançeşme, E-5 Güney Yanyol Cd.
NEF22 Ataköy, B-Blok, Kat:7, D:142
Bakırköy 34156 İstanbul
+90 530 960 84 24
+90 212 663 62 72