Karayolu

KAPIKULENİN BİTMEYEN ÇİLESİKAPIKULENİN BİTMEYEN ÇİLESİ

Kapıkule'den 30 yıl önce dile getirilen şikayetler bu süre içinde yapılan onca yatırıma rağmen değişmedi.

Bu aralar Kapıkule yine sıkça şikayet edilen bir sınır kapısı oldu. Kapıkule Sınır Kapısı yetkilileri, TIR'ların Kapıkule'de işlemlerinin kısa sürede tamamlandığını, ancak Bulgar gümrüğünde nöbet değişimi ve o bölgedeki sahanın küçük olması nedeniyle Türk tarafında araç kuyruğu oluştuğunu bildiriyor. Yurtdışına çıkış yapmak isteyen TIR kamyonlarının 11 kilometre uzunluğunda kuyruk oluşturduğu ifade ediliyor. Nakliyeciler ise tıkanmaların Kapıkule Sınır Kapısındaki bilgi işlem sisteminde yaşanan teknik aksaklıklardan kaynaklandığını söylüyor. Özetle, Kapıkule'den 30 yıl önce dile getirilen şikayetler bu süre içinde yapılan onca yatırıma rağmen değişmedi.

Kapıkule 1960'lı yıllara kadar yoğunlukla yolcu işlemleri yapan küçük bir sınır kapısıydı. Türkiye'de karayollarının gelişimine ve Avrupa'ya yönelik ihracatın artmasına bağlı olarak, sınır kapısında kamyonlar da görülmeye başlandı. 1977 yılında TIR Konvansiyonu'na katılmamızla birlikte, karayolu ile uluslararası eşya taşımacılığı daha da kolaylaştı. Aynı yıllarda Avrupa'ya yönelik işgücü göçü de başlamıştı. Kapıkule, birden bire yıllık izinlerini ülkelerinde geçirmek isteyen gurbetçilerimizin akınına uğradı. Artık küçük bir yolcu kapısı konumundaki Kapıkule tesisleri ihtiyaca cevap vermemeye başlamıştı. Genel bütçe olanakları ise tesislerin yenilenmesine olanak tanımıyordu.

Bu aşamada devreye işçi araçlarına triptik düzenleyerek ciddi paralar toplamaya başlayan Turing Kurumu girdi. Bu kurumun yaptığı yatırım ile Kapıkule, 35 yolcu peronu, 10 kamyon peronu olan büyük bir tesise kavuştu. Gurbetçilerimiz, Bulgaristan yollarında aç, susuz bir şekilde saatlerce sıra beklemek yerine Kapıkule'den giriş yapıyor, aracını park ederek, tuvalet, yemeâ€"içme, alışveriş, ibadet gibi ihtiyaçlarını karşılamak için uzun saatlerini "artık yurdumdayım" dediği Kapıkule'de geçiriyordu.

Bir süre sonra, birinci jenerasyon yavaş yavaş yerini ikinci ve üçüncü jenerasyona bırakıyor, akrabalık bağları da zayıflamaya başlayan gurbetçilerimiz yıllık izinlerini köylerinde değil sahillerdeki tatil yörelerinde geçirmeye başlıyordu. 1990'lı yıllarda Yugoslavya'da iç savaş çıkınca, bu ülke topraklarından karayolu ile Türkiye'ye ulaşmak riskli olmaya başladı. "Rentacar" firmalarının da ortaya çıkmasıyla, gurbetçilerimiz Türkiye'ye havayoluyla gelip, ülke içi seyahatlerini kiralık araçlarla yapmaya başladılar. Artık yaz aylarında Kapıkule'nin eski yolcu trafiği yaşanmıyor, kapı giderek TIR kapısına dönüşmeye başlıyordu.

Yugoslavya iç savaşı sadece yolcu araçlarının değil TIR kamyonlarının da önünü kesmeye başlamıştı. İhraç yüklerini karayolu ile Avrupa'daki varış noktalarına ulaştıramayan nakliyecilerimiz, çareyi bir Ro-Ro şirketi kurmakta buluyor ve İstanbulâ€"Trieste hattında çalışan Ro-Ro gemileri Yugoslavya'yı "by-pass" ederek taşımacılık faaliyetlerine devam ediyordu. Bu yıllar, yolcu ve TIR trafiği azalan Kapıkule'nin en rahat yılları idi.

Avrupa Birliği ile sağlanan "Gümrük Birliği"nin de bir sonucu olarak, son 20 yılda Türkiye'nin artan dış ticaret hacmi, Ro-Ro şirketinin tekelci fiyat dayatmaları, Kuzey Doğu Avrupa taşımaları, nakliyecilerimizi tekrar Kapıkule'ye yönlendirdi. Artan TIR trafiği Kapıkule'yi yine yetersiz konuma getirdi. Bu kez TOBB devreye girdi ve 2005 yılında başladığı sınır kapısı inşaatını 2 yıl içinde tamamladı. Artık Kapıkule Avrupa'nın en büyük TIR geçiş noktası olmuştu.

Ancak, inşa edilen modern tesisler, kurulan bilgisayar sistemleri, X-Ray tarama üniteleri kapının hızlı akışa kavuşması için hiçbir zaman yeterli olamadı.

Kapıkule'de tüm işlemler elektronik ortamda gerçekleştirilerek, kağıt ortamında belge aranmasından vazgeçilmedikçe, yerel halktan olan ve Edirne'de yerleşik kişiler arasından gümrük personeli ataması yapılmadıkça, atanan mülki idare amirleri tam gün sınır kapısında görev yaparak kurumlar arası eşgüdümü sağlamadıkça, "potansiyel olarak her ithalatçı kaçakçı, her ihracatçı hayalici, her nakliyeci uyuşturucu taciri" anlayışından uzaklaşılmadıkça, risk kriterleri üç ayda bir güncellenmedikçe, gümrük personeli ulaştırma mevzuatı konusunda yeterli düzeyde eğitilmedikçe, "nöbet esasına göre görev yapan personel yemek ve namaz molası veremez" düsturu benimsenmedikçe, daha uzun yıllar "Kapıkule'de TIR kuyrukları uzadı" haberleri gündemimizden düşmeyecek gibi görünüyor.

Cahit Soysal/Transport

Şenlikköy Mahallesi Saçı Sokak, No: 4 / F Florya 34153 Bakırköy İSTANBUL
+90 212 663 62 61
+90 212 663 62 72