|
|||||||
|
S Sistem Lojistik Hizmetler A.Ş. Başkanı Hüseyin Barlın ile “Antrepo İşletmeciliği” hakkında görüştük.
Eklenme Tarihi: 21.04.2010 | Okunma: 721
Konuğumuz: S Sistem Lojistik Hizmetler A.Ş. Başkanı Hüseyin Barlın ile “Antrepo İşletmeciliği” hakkında görüştük. İstanbul’da İkitelli, Yeşilköy ve Hadımköy ile İzmir, Ankara ve Adana’da gümrüklü ve gümrüksüz antrepolarınız var. Antrepo yapılanmanızı neye göre gerçekleştiriyorsunuz? Belirli kriterleriniz var mı?
Bizim yapılanmamız Türkiye’de ithalatın ve ihracatın olduğu bölgeler üzerine kuruludur. Türkiye’de dış ticaret bilinen belirli illerimizde var. Onun dışında dış ticaret ile ilgili gümrüksel ve diğer bilgiler yeterli olmadığı için her alanda, her kapıda, her havalimanında “gümrük alanı” olmadığı için doğal olarak, bizim de oralarda yapılanmamız gibi bir durum mümkün değil. Çünkü bizim kargolarımız ithalat ve ihracat kargolarıdır. Bunlarda da öncelikle gümrükleme hizmeti önemlidir. İşte biz de bunu baz alarak, belirli noktalarda kendi örgütlenmelerimizi oluşturuyoruz. Yani neresi? Tabi ki en başta İstanbul geliyor. Onun yanında Ankara bu alanda gelişmekte olan bir bölge ki kamu sektörünün ithalatı çok yoğundur. Onun akabinde İzmir gelmekte. İzmir, Ege Bölgesi Sanayicileri’nin çok fazla kullandığı bir alandır.
Yeni yapılanmalarımız ise; Antalya ve Adana. Daha sonra da Gaziantep bölgesi bizim için değerlenecek. Bu arada iç hatlar ile ilgili de bazı çalışmaların yapılması gerekiyor tabiî ki.. Ülkemizde iç hat hava kargo taşımacılığı göz ardı edilmiş bir alan... Türkiye’de ki uçaklarla iç hat kargo taşımacılığı yapmak pahalı. Malum, Türkiye’de taşımacılıkta karayolu çok yoğun olarak kullanılmakta… Bu yoğunluk günübirlik iç hat kargo taşımalarını dahi sağlayabilecek duruma gelmiş. Emtia, İstanbul’dan Diyarbakır’a karayolu ile bir günde taşınabiliyor. Türkiye’deki ithalatçılarımızın ve sanayicilerimizin ilgili emtiayı 1-2 saat içinde Diyarbakır’a maliyeti yüksek şekilde göndermek gibi bir lüksü olmadığına göre, bir gün beklemeyi tercih ediyorlar. Doğal olarak kilosuna 1,-TL verip -THY tarifeleri yaklaşık o civarda- Havayolunu kullanmak istemiyorlar. İç hatlarda hava kargo taşımasının bir dezavantajı daha var. Müşteri bu taşıma türünde emtiayı, havalimanına götürüp havalimanından almak durumunda. Peki diğer kargocular ne yapıyor? Aras Kargo, Yurtiçi Kargo, MNG Kargo... Emtiayı müşterinin kapısından alıp kapısına teslim ettikleri için tabiî ki avantajlı duruma geçiyorlar. Müşterilerinize ne gibi hizmetler sunuyorsunuz? Ürün çeşitliliğinizden biraz bahseder misiniz? ![]() Bu bizim için oldukça zor bir soru. Neler yapmıyoruz ki? Bilindiği üzere dış ticaret ile ilgili ana kuruluşumuz gümrükleme. Solmaz Gümrükleme, uluslararası taşıma, bölgeler arası duraklar ve multimodal taşımalar dahil olmak üzere bölgeler arası taşıma, depolama, elleçleme, katma değer oluşturan hizmetler (etiketleme, barkodlama, yeniden etiketlenmesi, yeniden ambalajlama… vb.) verdiğimiz hizmetler arasında yer almaktadır. Tüm bunların yanı sıra kontrol mekanizmamız var. Ürünlerin kalite kontrollerini dahi yapabiliyoruz. Emtiayı müşterinin kapısına, mağazasına teslim ediyoruz. Müşteri istere ürünleri mağazasındaki raflara kadar dizerek hizmetimizi tamamlıyoruz.
Lojistik artık bilindiği gibi 3-4 işin peş peşe yapılması değil. Lojistik artık bunun çok daha fazlasını kapsıyor. Taşımanın, depolamanın yanında katma değer ne verilebiliyorsa o hizmetin verilmesi gerekiyor. Bizler tüm Dünya’da yaşanan global ekonomik kriz döneminde müşteri finansman desteğine kadar gittik. İş bu duruma gelince, lojistik artık yakın zamanda ürünlerin üretimi ve satışı dışındaki diğer tüm hizmetleri kapsar duruma gelecek. Bizler, müşteri adına doküman tanzimlerini ve dokümanların saklanması görevlerini de üstlendik. En son planladığımız yeni bir proje de; müşteri adına muhasebe evraklarının korunması hizmetidir. Eğer bunu da yapabilirsek artık müşteri sadece kendi malının üretimini sağlayacak ve ürünlerin satışını gerçekleştirecek. Onun dışında bütün işlemler bizim sorumluluğumuz altında devam edecek... Antrepolarınızda kullandığınız teknoloji ürünleri hakkında bilgi verebilir misiniz? Ayrıca hangi teknik ekipmanları kullanıyorsunuz?
Antrepolarımızda kullandığımız teknolojiler son teknolojilerdir. Dünyada ki sayılı teknolojileri kullanıyoruz. Bu konuda da çok fazla araştırma yapıyoruz. 2006 yılındaki yangın zamanında kullandığımız teknolojilerin çok daha gelişmişlerini, daha fazla kapasiteye sahip yeni ana makineler kullanıyoruz. Yangından sonra yaşadığımız sıkıntılar nedeniyle, yedekleme sistemlerinde en son teknolojileri kendimize entegre ettik. Antrepolarımızda ki araç sistemlerimizi, barkodlama sistemlerimizi yeniledik. Patenti bize ait olmak üzere olan özel bir cihazımız var. Onu yeniledik. Cihazımızın eski versiyonunda bir koli, konveyor bandının üzerinden geçerken kolinin üç ölçüsünü, kilosunu alıp barkodunu okuyordu. Bu cihazımızda bir sorun vardı; koliyi naylonla kapladığımızda, ambalaj taştığı zaman hesaplamayı taşan noktadan yapılıyordu. Bu da 1 cm’lik bir taşmada binlerce koli söz konusu olduğunda volimetrik değer olarak inanılmaz bir hataya sebep oluyordu. Şimdi yeni yaptırdığımız cihaz ile kendi yazılım ekibimizin ortak çalışması var. Bu işi onlar geliştirdiler ve yeni bir yazılım keşfetti. Bu yeni sistem koli üzerinde taşan naylonları görmüyor. Yani ne kadar naylon taşsa da bu hesaplamaya dahil edilmiyor. Bu şekilde gerçek koli ölçülerine rahatça ulaşabiliyoruz. Bu da bizim eksikliğimiz düzeltti. Bu sistemin dünyada başka bir örneği şu anda daha yok. Bu cihaz aynı zamanda 7 farklı barkodu hafızasına alıp aynı anda okuyabiliyor, koli ölçülerini alıyor, konşimento numarasını okuyor ve saymaya başlıyor. Saydıktan sonra eksiklik-fazlalık varsa, bunu otomatik olarak şu kadar kap kilo geldi, ya da şu kadar kap kilo daha beklenmektedir diye müşteriye bildiriyor. Müşterilerimiz havayolları, gümrük müşavirleri, kargo acenteleri, ithalatçılar, ihracatçılar… Bunların her biri bizim müşterimiz. Müşterilerimiz Web sayfamızla ilgili olarak gerekli şifreleri alarak internet üzerinden kendi Konşimentosu ile ilgili bilgileri, eşya ile ilgili tüm gelişmeleri takip edebiliyorlar. Eşya o an hangi safhada hangi rafta duruyor ise, bunu dahi görebiliyorlar. Raftan eşya kalktığında ilgili birime de haber veriyor. Bu tip teknolojik sistemler kullanıyoruz.
![]() Bunun yanı sıra, halen mevcut sistemimizi nasıl geliştirebiliriz diye çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda gerekli çalışmalar tamamlandıktan sonra bu cihazın patentini alarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Depo içerisindeki kameralarımızın hepsi dijitaldir. Kameralarda ışıkların çok parlaması ile ilgili zaman zaman bazı hatalar gördük. Arkadaşlarımız bunu da geliştirecek sistemler üzerinde çalışıyorlar. Bunu nasıl uyumlaştırırız diye araştırıyoruz. Belki biraz fazla bu işin üstüne gidiyoruz ama bunu bir yerde pazarlama olarak gördüğümüz için gerek var diye düşünüyoruz... Güvenlik amacıyla ihtiyaç var mı derseniz bana göre bu kadarına gerek yok. Bir de oto kontrol sistemlerimiz var. Eşya antrepomuza girerken tartıldığı için hangi koli kaç kilo gayet iyi biliyoruz. Eşyayı ambardan çıkartırken bir daha tartıyoruz. Çünkü paletleme yapıldığı için hangi kolinin paletin hangi tarafına koyulduğunu kadar arkadaşlarımıza takip ettiriyoruz. Yapılan takip sonrasında o paletin üzerinde kaç kilo olması gerektiğini doğal olarak biliyoruz. Çıkış kapısında bir tartımız daha var. Burada kilo bilgileri tekrar kontrol ediliyor. Eğer kolinin kilosu olması gerekenden farklıysa, o zaman durumu inceliyoruz. Ayrıca, antrepo içerisinde her alanın kamera kayıtlarını alıyoruz. Bu kayıtlar 2 türlü yedekleme sistemi ile saklanıyor. Bunlar hiçbir zaman silinemiyor. Hizmet vermeye başladığımız günden bugüne kadar ki tüm kayıtlarımız halen saklanmaktadır. Bu bizim en büyük zaafımız... Çünkü bu maliyetli bir işlem... Her gün belli bir maliyete katlanmak durumunda kalıyoruz… Ama bunu bu şekilde gururla da söyleyebiliyoruz… Derseniz ki 1 Ocak 2000 de ne oldu? Gelin kamerayı açalım ve görelim… Bu kadar da ileri gidebiliyoruz… Bütün giriş çıkışlar havalimanı güvenliği için de kaydedilir. İlk olarak burada biz hizmet vermeye başladığımız için yangın öncesinde çok fazla sıkıntı çektik. Giriş çıkışlarda kart kontrollü sistemler oluşturduk. İçeri girerken görüntülü sistemler mevcuttu. Kartı, siz içeri girerken okuttuğunuz anda görüntü ile eşleşme sağlanmadıysa makine otomatik olarak sizi kilitliyor. Bu da başkasına ait bir kartın kullanılması şansını yok ediyor. Şu anda da aynı sistem geçerli. Yangın söndürme sistemleri ile ilgili olarak; 2006 da bir yangın geçirdik bildiğiniz üzere… Gerçekten, bizler için çok kötü günlerdi anlatılması mümkün degil ama yeni yerimizde kendimizi dinamik tutma ve yeni teknolojileri kullanma açısından iyi oldu. Ama iş kayıpları maliyetler açısından çok kötü oldu. Kötü yıllar geçirdik. Ama yangından sonra hangi tür eşyaların ne tür yerlerde saklanabileceği ve özel tür eşyaların korunacağı özel yangın tertibat sistemleri oluşturduk. Burada kurulan yangın sistemi dünyada sayılıdır. Hangi boruda ne kadar basıncın olduğunu kontrol eden sistemler oluşturduk. Artık, basınç azaldığı zaman alarmlar veriliyor, sistemler kontrol merkezi kanalı ile kontrol ediliyor. Ara bölümlerde acil durumlara karşı vanalarla boruları kapatma imkanları getirttik. Kısacası iyileştirme çalışmaları yaptık. Yangınla ilgili tüm elektrik tesisatları tek elden kontrol edilebildiği gibi, tek tek de kontrol edilebilir duruma geldi. Ana merkez kumanda bölümümüz var. İşte orası istenildiği zaman her yere müdahale edebiliyor. Her tarafı tüm kapıları kapatabiliyor, açabiliyor. Ama kapıların açılabilmesi o kadar kolay değil. Bazı şartlar var. Bu şartlar birleştiği zaman tüm kapılar otomatik açılıyor. Bunun sebebi sistemin acil duruma geçmiş olması. Bu bizim için ayrı bir başarıdır. 2006 Mayıs yanını hemen sonrasında bilmiyorum hatırlıyormusuz ama biz kıymetli eşya depomuzda bulunan paralar çalındı diye yangında büyük bir itham altında kaldık, hatta yangının bunun için kasten çıkartıldığına dair söylentiler bile oldu. Ama ilginçtir, tüm kasalar açılıp gerekli işlemler yapıldıktan sonra gazetelere haber veren kişiler bir daha bu konuyu açmadılar. Savcı nezaretinde kasalar açıldı. Biliyorsunuz 2000’in üzerinde bir sıcaklık vardı yangında kasa odası yangın yerinin tam ortasındaydı ve en çok yanan yerlerden biriydi. Onun bitişiğinde soğuk hava depoları vardı. Soğuk hava depolarında karidesler ve pizzalar kavrulmuştu. Bu kadar da etkilenen bir nokta olduğu halde sadece kasanın ilk dış kilitlerinde biraz zorlanıldı ki yinede kasa, anahtarlarla açıldı. Daha sonra içerideki iç kasalara geçtik ve gördük ki paralar üzerlerinde ki jelatinlerle dahi orada duruyordu. Altınlar ve mücevherler de vardı… Her şey sağlam ve olması gereken yerdeydi. Bu yangın bizim elimizde olmayan sebepler sonucu oldu ve hepimiz etkilendik. Ama tüm söylentiler söylentide kaldı. Değerli eşya odasındaki her şeyi sorumlu Savcı’ya teslim ettik. Depoda bulunan ve çıkan eşya listelerini ona verdik. Her şey burada dedik. Savcı bey evrakları ve altınlarla tüm değerli eşyaları aldı. Teslim sonrası Öğleden sonra ben bir basın açıklaması yaptım ama tabi ki, hiçbir yerde açıklanmadı. Savcı bey o gün -cumartesi günüydü- havalimanı etrafta güvenli bir depo arayışında oldu, bütün havalimanını dolaştı ama güvenebileceği hiçbir depo bulamadı. Sonra her şeyi getirip kasaya tekrar koydu, yedieminli olarak bana teslim etti. Bu bizim için bir gurur. Söylentiler öyle ya da böyle var ama Şirketimizin icraatları orta yerde…
Kasa odasını 2002’de yaptırdığımız zaman yurt dışındaki bir firmadan danışmanlık hizmeti almıştık. Danışmanlık karşılığı olarak Kasa odası için o zamanın parasıyla 30.000 eur kadar bir ödeme yapmıştık. Bizim için inanılmaz yüksek bir bedeldi. Bu bedeli verdiğimiz zaman kendimize kızmıştık. Bu kadar da olur mu? Ama anladık ki yapılan birkaç ufak detay bizim prestijimizi, adımızı korudu. Kasayı ikinci bir defa yaptırırken tekrar aynı firmayı çağırdık ve tekrar yardım istedik. Hatta bunun üzerine bir de ingilizlerden yardım istedik. Onlarda geldi fikirlerini verdiler ve yeni bir kasa odası yaptırdık. Bu kasa odası eskisinden çok daha sağlam oldu. Ama Havalimanında bu kadar fazla güvenliğe gerek var mı derseniz bana göre yok. Ama buna prestij için ihtiyaç vardı, bunun için yaptık. Fazla lüks oldu ama napalım oldu… Buraya herhangi bir terörist veya soyguncu grubun girmesi ve çıkması öyle kolay değil. Bu kadar güvenliğe ihtiyaç yok diye düşünüyorum. Binanın her tarafında 25 cm beton var onun arasında özel çelik plaka var. Bu neden? Aşağıdan biri gelirse ve vibrasyon yaparsa, çeliğe takılsın ve ses çıkartsın diye. Böyle bir şey var mı? Burada yapılabilir mi bu? Mümkün mü? Bana göre değil. Binanın dört duvarı böyle kaplı. Tenezzül edilebilmesi bile mümkün değil… Diyelim ki bir grup buraya geldi burayı soymaya çalıştı. Polisin en yoğun olduğu nokta burasıdır. Gelen kişi ana kapıdan geçmek zorunda. O kapı kapansa çıkabileceği yer de yok… ama yapılması gerekiyorsa yapılacaktı, biz de yaptık… Ve şimdi Lufthansa tarafından da -Premium Cargo Station-Dünya’da sayılı güvenlikli noktası ilan edildik. Ki bu da bizim için çok büyük bir başarı. İthal yükler için antrepolarınızdaki operasyonel işleyiş hakkında bilgi verebilir misiniz?Az önce söylediğimiz gibi Şirketimizin bütün yazılımlarımızı kendimiz hazırlıyoruz. Dışarıdan bir yazılım almamakla beraber kendi yazılımımızı da dışarıya satmıyoruz. Bizim yazılımlarımız bütün havayollarıyla, bütün müşterilerimizle ve bütün acentelerimizle görüşme altyapısına sahip olan bir yazılımdır.
Havayolu ithalat ile ilgili olarak; yurt dışı, emtiayı yola çıkardığı anda verdiği bir mesajla bilgisayarlarımıza ilgili uçakla gelecek olan malzemelerin listelerini verebiliyor. Bu listeyi de bizim bilgisayarlarımız otomatik olarak alıp işliyor ve böylelikle herhangi bir elle müdahale olmaksızın otomatik olarak gelen eşyalar barkodlarla tek tek okunurken eşya bilgileri ile gelen eşya arasında örtüşme sağlanıyor. Diyelim ki, 100 kap bir emtia gelecek ise ve 90 kap geldiyse, 10 kap gelmemiştir diye otomatik olarak sistem tarafından “eksiklik tutanağı” tutuluyor. Havayoluna mesajı gönderiyor ve gümrükte imzalatılan tutanak ile Hava Limanı Gümrük Müdürlüğü’ne verilere özet beyanın noksanlık tutanağı ile verilmesi sağlanıyor. Bunu bu kadar takip edebilen var mı? Yok. Aynı zamanda havayollarının ordinosunu ile teslim evrakları müşteriye verilirken bu tutanakta veriliyor. Bu da müşteriyi önceden bilgilendirmemizi sağlıyor. Ve onlarda duruma uygun gerekli tedbirleri almaya başlıyor. Biz doğal olarak havayolları ile birlikte çalıştığımız için nihai alıcıları bazı yerlerde görmüyoruz. Biz aradaki acentelere ihbarda bulunuyoruz. Acentelerde bizden aldığı bilgilerle müşteriye bilgi verebiliyor. Her eşya barkodlarla okunduğu için herhangi bir şekilde önce eşya boşaltılıyor, sayılıyor, daha sonra bunlar rafa konduğu anda ikinci çapraz kontrolleri yapılıyor. Gelen eşya ile giden eşya arasında atlama var mı diye kontrol ediliyor. Böylelikle burada da bir otokontrol yapmış oluyoruz… Bu, özellikle konsolide eşyalar için bize daha sağlıklı bir kontrol sağlamış oluyor. Acentelerin alt konsolideleri de ana konşimento ile geldiği için biz ara konşimentoyu da bu noktada işlemeye başlıyoruz. Eşyayı ara konşimentolar bazında ayıklamaya başlıyoruz. Bu da işi o kadar hızlandırdı ki! Müşterilerin malları gelir gelmez şu konşimentoda eksiklik şu konşimentoda fazlalık var diyebilecek konuma geldik… Bu da bizim tercih edilmemizin sebeplerinden biri oldu. Şimdi en son yaptıklarımızdan bir tanesi de- gene kendi yazılımlarımız ile ilgili- ödemeler konusunda oldu. Bildiğiniz gibi acenteler evrakları alırken ödemeyi peşin yapmak zorunda. Çünkü bizim muhasebe işlemlerimiz bankamız tarafından yapılıyor. Biz bazı işlemleri banka adına yapıyoruz ve sonra gidip parayı bankaya teslim ediyoruz. Bizim bütün muhasebe kayıtlarımız banka tarafından tutuluyor. Böylece bizim için muhasebe kayıtlarını günlük olarak kontrol etmek de kolaylaşıyor. Gün sonunda kesilen fatura tutarı ile bankadaki parayı karşılaştırdığımızda ikisi örtüyorsa bizim için de sorun kalmıyor. Biz burada işlemleri biraz daha kolaylaştırmak istedik. Müşterilerimizin nakit para getirmeleri ya da bankadan havale yapmaların yanı sıra yeni bir sistem geliştirdik. Artık havalimanında kullandığımız kartlara para yüklemesi yapılabilecek. Müşterilerimiz antrepo vb. ödemelerini bu kartı okutarak da yapabilecekler. Böylelikle ortada hiç nakit akışı olmayacak. Aynı cep telefonlarına kontör yükleme gibi. Bir karta 100 TL yüklediğinde kartla 100TL’lik işlem yapılabilecek. Karttaki para bitince tekrar para yüklenip kullanılabilinecek. Ve böylelikle nakit parayı gezdirmemiş olacağız. Bu hem hijyen açısından olumlu bir gelişme, hem de sahte paralardan korunmamız sağlayan bir sistem hem güvenlik açısından bizim için bir avantaj. Peki ya transit yüklerde operasyonel işleyiş nasıl?
İki çeşit transit yük vardır. Biri uluslararası transit, diğer ise yurtiçi transit… Biz, ikisini de çok geliştirdik. Hava kargoda İstanbul’u nerdeyse uçuş hub noktası haline getirdik. Yurtiçi uçuşlarında kargoları kamyonlarla İstanbul’dan İzmir’e, Adana’ya, Ankara’ya, Antalya’ya taşıyabiliyoruz. Günübirlik, saatlik hizmetler sunabiliyoruz. Bir de artık yabancı havayolu şirketlerinin kısa mesafeli yüklerini taşıyabiliyoruz. – kısa mesafeler artık o kadar uzun mesafelere de döndü ki- İşin güzel tarafı tüm çıkışlarımızı İstanbul’dan yapıyoruz. İstanbul’dan Yunanistan’a Atina’ya, Selanik’e, Sofya’ya, Romanya’ya, Ukrayna’ya hatta Gürcistan’a transit yük kabul eder olduk. Kendi araçlarımızla bu eşyaları taşıdığımız gibi, dışarıdan da ilgili ülkede uzman Taşıyıcı arkadaşlarımızdan da destek aldığımız oluyor. Bu ortak çalışmanın getirdiği bir hadisedir. Bu neyi getirdi? Sadece İstanbul için uçağın gelmesini beklemek yerine, İstanbul’a yakın ülkelerin de yüklerini alarak buradaki iç taşımayı da geliştirmeye çalışıyoruz. İşte bunlar bizim transit konusunda verdiğimiz hizmetler. Transit konusunda mevzuat olarak bir iki sıkıntı olsa dahi, bunlar da zaman içerisinde çözülüyor. Malum 2000 yılı öncesi transit taşıma mevzuatı ile 2000 sonrası veya özellikle 2002 sonrası transit taşıma mevzuatı çok gelişti. Mevzuatlarımız inanılmaz derecede basitleşmeye başladı. Eminim, bundan sonra daha da basitleşecektir. Bizler de, gümrük müsteşarlığının ilgilileri ile yapılan sıkı çalışmalar neticesinde bazı mevzuatların değişmesinde yardımcı olduk. Avrupa birliğinin çalışmaları konularında Bilgilendirdik, talepte bulunduk, ısrarcı davrandık ve onlar da bizim taleplerimizin doğru olduğunu gördüler, ona uygun mevzuatlara uyum sağladılar. Bizim hiç bir taleplerimiz kanunlara aykırı değil ki. Zaten bütün kanunlarımız AB uyum mevzuatları nezdinde çalışıyor. Biz de AB’de yapılan çalışmalar ile aynı şeyi talep ettik. Farklı bir şey değil. Bazıları erken, bazıları geç. Bunlar geliyor ve yapılıyor. Evet, daha kat edilecek yolumuz var ama geriye bakarsak görürüz ki, katedilen de çok fazla yolumuz var. Ben değil de havalimanında ki memurlar söylüyor mevzuatların ne kadar geliştiğini, geliştirildiğini, Türkiye’nin ne kadar büyük bir yol katettiğini… Görmemek mümkün değil. 8-10 yıllık bir periyotta mevzuatların bu kadar hızlı değiştiği bir başka ülke daha olamaz. Bu konuda Gümrük Müsteşarlığı ciddi bir şekilde emek sarf ediyor. İnanılmaz derecede ufku açık arkadaşlar var. Yeni genç nesil orda... Onlar ne söylediğinizi anlıyor ve belgeleriyle beraber sunduğunuz zaman da ilgili çalışmayı en kısa sürede de yapmaya çalışıyorlar. Diğer yandan baktığımızda eksiklerimiz var mı, evet var. Ama basamakların tamamını da birden çıkamazsınız. Birer birer çıkıyoruz, düzeltiyoruz, geliştiriyoruz. Bu da çok güzel bir gelişme bizim açımızdan. Kanunda yeri var ise, her şeyi yapabiliyoruz. Bilmediğimiz bir şey istemiyoruz. Bildiğimiz bir şeyi de istedikten sonra hakkımızı arıyoruz. Bu konuda İstanbul transit için vazgeçilmez bir unsur ve bu unsurda olmazsa olmazlardan biri en çok transit işlemini yapan kurumumuz tabi ki Türk Hava Yolları. THY uçak sayılarını artırmasıyla İstanbul’u hub noktası olarak kullandı ve zamanında kimsenin yapmadıklarını yaparak, doğru zamanda doğru işi yaparak İstanbul’a eskisinden çok daha fazla transit kargo getirir oldu ve başka yüklerle de transit olarak başka ülkelere emtia taşımaya başladı. Bizim çalıştığımız havayolu şirketlerinin networkleri ile İstanbul-Türkiye içinde dağıtımı sağlayamadığı için, elimizdeki kamyon altyapılarıyla veya diğer altyapılarla bunu sağlamaya çalışıyoruz. THY kadar tabiî ki başarılı değiliz. Çünkü THY Türkiye’nin her noktasına uçuyor, her yerden emtia taşıyor, Dünya’nın belli noktalarına uçuyor ve emtia taşıyor ve burada birleştiriyor ve ilk uçakla da diyelim Newyork’tan alıyor İstanbul’a getiriyor buradan da Hindistan’a taşıyor. İşini çokta iyi yapıyor. Bizim diğer havayollarımız da THY ile aynı noktalara gelebilirse her şey çok daha sağlıklı olacaktır. Ama bu bir süreç... Eskiden 60 uçağı olan THY bu kadar fazla networke sahip değildi. Uçak sayısı arttıkça, olmazsa olmaz olarak yan gelirler de artırılmak durumunda kalındı ki, kargo inanılmaz büyük bir gelir sağlamakta. Bu geliri de THY fark etti ve bu konuda doğru yatırım yaparak kendini geliştirdi. Bizler ne yapıyoruz? THY’yi örnek alarak kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. İhracat yükleri için özel hizmetleriniz var mı? Var ise neler? İşlemler nasıl yürütülüyor? Öncelikle acenteler ile görüşmek ve bilgi alışverişini sağlayabilmek bizim en büyük
başarımız. Acente emtia daha bize teslim edilmeden önce bilgi veriyor. Biz o emitanın içeriğini sorguluyoruz. Gelen eşyanın konşimento numarasını da bize bildirdiği için eşya bizim ambarımıza girdiği anda x-raye bir mesaj göndererek şu konşimento numaralı eşya geliyor diyoruz. Eşyanın içeriği ile acentenin verdiği bilgi burada karşılaştırılıyor. Acente bize tekstil malzemesi gelecek derse ve emtia x-ray’den geçerken içinde tekstil dışında bir malzeme görülürse, x-ray görevlilerimiz emtianın ambara girişini durduruyor. Çünkü beyan edilenden farklı bir eşya söz konusu... Bu noktada yapmamız gereken prosedürler gereği hemen gümrük memurunu ve polis memurunu çağırıyoruz. Ne yapılması gerek ise onu yapıyoruz. Depolarımız neye karşı korumalı? Türkiye riskli ülkeler vasfında bulunduğundan dolayı terörizme karşı korumalı olmalıyız. Öncelikli olarak uçağın güvenliğini bozacak durumları engellemeye çalışmalıyız. Eşya bizden çıktıktan sonrasını bilmiyoruz ama eşyayı depomuza alırken gerekli güvenlik önlemleri alınmış eşyaların depomuza girmesini sağlıyoruz. Bunu sağlarken de sahip olduğumuz özel cihazla da eşyanın üç ölçüsünü, kilosunu alıp, barkodunu okutup bilgileri ilgili birimlere aktarıyoruz. Çok yoğun çalıştığımız acentelerimizden bazıları gelip emtialarının kap kilo bilgilerini bize sorabiliyor. Bu bilgileri onlara anında verebiliyoruz. Onlar da beyanlarını ondan sonra yapıyorlar. Bir örnek olarak vermek gerekirse eskiden, 100 kap 1000kg eşya geldiyse eşya bazen tartıldıktan sonra 1200 kg ya da 800 kg çıkabiliyordu. Bu her iki durumda da hem gümrüksel açıdan hem de havayolları ya da acente adına zarar oluşturuyordu. Doğal olarak biz bu zararı ortadan kaldırdık. Artık gerçek eşya ne ise, o beyan ediliyor ve bunun karşılığında hem havayolları, hem de acente, hem de ihracatçı kazanıyor. Müşterilerimize bir diğer katma değer hizmetimiz de; artık ilgili emtiaları çıkış noktalardan teslim almaya başladık. Nedir çıkış noktaları? Üreticinin olduğu ya da üreticinin yan üreticisinin olduğu noktalardır. İlgili emtiayı ihracatçı adına Diyarbakır’dan, Gaziantep’ten, Adana’dan, Ankara’dan Denizli’den Bursa’dan, çevre illerden İstanbul’a getirebiliyoruz. Ayrıca Emtianın İstanbul’dan da nihai varış noktasına kadar gitmesini havayolları ya da çalıştığımız acente adına sağlayabiliyoruz. Bu durumda doğal olarak hizmet müşterinin ayağına kadar gitmeye, maliyetler azalmaya, özel yüklerde örnek askılı taşımalar da yapılmaya başlandı. Askılı taşımalar eskiden iki defa elleçleniyordu. İlgili emtia önce dahili taşıma ile havalimanına gelir, buradan da konteynerlere yüklenirdi. Oysa şimdi biz askılı konteynerı müşterinin ayağına götürüyoruz. Böylelikle ilgili emtia orada bir defa yükleniyor. Böylelikle, eşya iki defa elleçlenmiyor. Zaman kazanıyoruz, eşyanın hasar görmesini engelliyoruz ve eşyanın tüm sorumluluğunu göndericiye yüklüyoruz. Çünkü eşya konteynere göndericinin gözü ününde yüklendikten sonra mühürleniyor ve bu mühür daha sonra varış noktasında açılıyor. Emtiaya dokunan olmuyor, emitanın temizliği ve güvenliği sağlanıyor, hasarlanma riski sıfırlanıyor, tek elleçlemeden ötürü zaman kazanılıyor ve maliyet düşürülüyor… Tüm bunlar müşteri için artı özelliklerdir. Tüm bunlar sadece bizim için değil Türkiye için olumlu gelişmelerdir. Artık Çin’e karşı rekabet edebilecek seviyeye geldik. İşte biz bunu yapıyoruz. Bunun dışında ihracat ile ilgili konteynerlarımız var. Soguk hava konteynerlarımız (uluslararası standartlara göre -18 dereceye kadar çıkabilmekte) ve radyoaktif konteynerlerimiz, tehlikeli madde konteynerlerimiz var. Müşteri talep ederse bu konteynerlerimizi müşterinin ayağına kadar gidiyor ve eşya orada paketleniyor. Biliyorsunuz eşya ne kadar elleçlenirse hasar görme riski o oranda artar. Bizim yapmaya çalıştığımız da bu riski olabildiğince azaltmaktır. Tehlikeli maddelerin ambalajlanması ile ilgili müşterimizden talep gelir ise, bu konuda da onlara hizmet vermeye çalışıyoruz. Onları yönlendiriyoruz. Gerekir ise müşteri adına ambalajları biz temin ediyoruz. Yani, müşteri dış ticaret ile ilgili ne hizmet istiyorsa, onu vermeye hazırız.. Kargo acentelerine ne tür hizmetler veriyorsunuz?
Kargo acentelerinin bizden en çok destek istediği konu ödemeler konusuydu. Her işlemde ayrı ayrı ödeme yapmaktansa, ya parça parça, ya günde bir defa ya da kartlarla ödeme yapalım dediler. Bizde bunu kabul ettik ve gerekli hazırlıkları yaptık.
Bir diğer konu da az önce bahsettiğimiz konsolide ve de-konsolide yüklerin bilgileri ile ilgilidir. Acenteler bu tür bilgileri burada birleştiriyor. Acente diyor ki, ihracatçı için ben bu yükleri birleştirmek istiyorum. Hepsinin etiketlerini değiştirebilir miyim? Tabi ki diyoruz. Daha önce etiketlenen malzemelerin üzerine başka bir etiket daha yapıştırarak; (ana konşimento-ara konşimento) eşya müşteri için hazır hale getiriliyoruz. Burada ne oldu? Müşterimiz acente oldu. Acente olduğu için onun yükleri konsolideye döndü. Bu durum bizim için de acente içinde bir avantajdır. Bu işlemleri müşterilerimiz çok cüzi miktarlar karşılığında yaptırabilmektedirler. Böylelikle acentelerin kendilerine ait bir depo sağlama gibi bir ihtiyaçları olmuyor çünkü istedikleri her şeyi burada yaptırabiliyorlar. Böylelikle, eleman, depo, bilgi tasarrufu sağlıyorlar. Ve hiçbir riskin altına da girmiyorlar… Özellikle yeni gümrük yönetmeliği ile beraber antrepolarda yasadığınız kolaylık ve zorluklar nelerdir?Az önce bunlardan biraz bahsettik. Yeni Gümrük Yönetmeliği olmazsa olmazları yapıyor. Dünya’ya bakacak olursak, Dünya Gümrük Birliği Dünya Ticaret Örgütü’nün belirlediği kurallar dahilinde ne yapılması gerekiyor ise, onu yapıyor ve bizim Gümrük Müsteşarlığımız da buna uygun olarak kendisini ve alt yapısını düzenliyor. Bazen bazı şeyler yavaş işleyebiliyor ama biliyorsunuz bir yapıyı değiştirmek kolay değil. Aslında herkes Gümrük Müsteşarlığı’nı çok fazla suçluyor ama kimsenin işin özüne baktığını düşünmüyorum. İşin özüne bakarsak; Gümrük Müsteşarlığı’nın AB ile tam bir uyum içinde olduğunu görürüz. İthalat ve ihracat için istenen evraklar o kadar basit evraklar ki, ama diğer kamu kuruluşlarımızın temin etmesi gereken evraklar da Gümrük Müsteşarlığı tarafından talep edildiği için, sanki çok büyük bir doküman prosedürü gümrük tarafından yapılıyormuş gibi geliyor… Halbuki değil… Gümrük Müsteşarlığı’nın ithalat öncesi istediği emtianın faturası, varsa ATR’si (vergi tasarrufları için) ve eğer zorunluysa menşe-i belgesi. Bunun dışında Gümrük Müsteşarlığı’nın istediği bir evrak yok. Sanayi Bakanlığı’nın evraklarını, Sağlık Bakanlığı’nın evrakları, diğer kamu kuruluşlarının istediği evrakları Gümrük Müsteşarlığı onlar adına talep ediyor. Halbuki bunların hepsi AB’de de göreceksinizdir kamu kuruluşlarının ithalat öncesi veya sonrasında istemesi gereken evraklardır. AB’de gümrük işlemleri bittikten sonra mal alıcıya gider ama müşteri bunu satamaz. Alıcının diğer kamu evraklarını tamamladıktan sonra emtiayı nihai tüketicilere sunması gerekiyor. Ama bizde kamu kuruluşları bu tip kontrolleri alıcının deposunda yapamadığından dolayı, bunları Gümrük Müsteşarlığı’nın üzerine atmışlar. Demişler ki, ithalat öncesinde bu evrakların kontrolünden sen sorumlusun. Doğal olarak da Gümrük Müsteşarlığı evrakların altında kalıyor. Müsteşarlığın bundan arınması gerekir ki, yavaş yavaş da arınıyor.
Yeni mevzuatta basitleştirme biraz daha gelişti. Gelecekte daha da gelişecek. En son dendi ki, yeni uygulamalar 01 Ocak 2011’de yürürlüğe girecek. İhracat basitleşti, ithalat da basitleşiyor. Artık uzun vadede evraklara da ihtiyaç kalmayacak. Bunlar güzel gelişmeler. Eskiden gümrükte herkes kaçakçı olarak görülüyordu. Şimdi belirli kriterler getirilince, risk analizlerine göre müşteriler, şahıslar gümrük müşavirleri, nakliyeciler belirlendi. Bu güzel bir gelişme. Yani bu; artık büyük ihracatçılarımız, ithalatçılarımız eğer dokümanlarında herhangi bir hata yoksa, evrakları kontrol edilmeyecek demektir. İşlemler çok daha hızlı gerçekleşecek demektir. Artık sadece fatura ile bile ihracat yapılabilir duruma gelinecek demektir. Ne kadar evrak zayıfladı, işlemler hızlandı. Zamanla rekabet ettiğimize göre bunlar çok büyük avantajlar. Ben bir firmanın sadece teşvikler ve teşviklerin kapatılmaları ile ilgili, diğer kamu kuruluşları (Sağlık Bakanlığı, Sendika vb.) ile davalarından dolayı Türkiye’yi terk ettiğini biliyorum. Bu şirket yabacı sermayeli bir firmaydı ve 2500 kişiyi işsiz bıraktı. Ve sadece buradaki bürokrasi sebebiyle… Bürokrasi sadece gümrükte değil belediye dahil tüm kamu kuruluşlarında var. Artık tüm bunlardan arınmamız gerek… Depolamalarla ilgili olarak da; geçen sene Mayıs ayında çıkan bir yönetmelik ile geçici depolama statüleri değişti biliyorsunuz. Artık havalimanları genel güvenlikli alan kabul edildi. Eşyaların burada girişi çıkışı yapılabilecek, buradan çıkacak eşyalarda diğer kontrollere tabi eşyalar dendi. Şimdi bu ne getirdi? Tabiki bizim Türkiye içindeki depolarımızla bu durumdan zarar gördük. 8 tane depomuz işlemez hale geldi. Alternatifimiz var mı? Biz de yeni yasaya ayak uydurmak üzere devletimizden bazı yerler talep ettik. Karşılanan yer de oldu, karşılanmayan yer de oldu. Ki halen incelenen yerler de var. İncelendiği halde izin alamadığımız yerler de var. Kuruluşlarımıza diyoruz ki; yeni çıkan Sivil havacılık ile ilgili yönetmeliklerde kamu kuruluşlarından izin alma şartları getirildi. Bazı kurumlarımız yetersiz personel ile çalışmak zorunda kaldıklarından ötürü, ellerinde ki personel ile bu durumu çözmeye çalışıyorlar. Mesela Ankara depomuz 1ay önce tamamlandı ama izin beklediğimiz için açamıyoruz. Yazık... Burada çalışacak 20 kişi var mesela 20 kişiyi işe başlatamıyoruz. İlgili kurum gelip bizi denetleyecek, uygun buldum diyecek ve ondan sonra başlayın diyecek. Ama bir yandan da yönetmeliğe baktığınız zaman işleyen müessese denetlenir. İşlemeyen değil… Ben daha müessesemi işletmeye başlamadım, nasıl yapacağım, ne yapacağım? Beni nasıl denetleyecek? Burada bir tezatlık var. Bunun çözülmesi lazım… Bu eski yönetmelikteydi. Şimdi yeni çıkan yönetmelikte ilgili kuruluşlardan izin almaktan bahseden bir maddeden bahsettiler… Şimdi havalimanında ilgili kuruluşlar kim? Otorite koyucu olan SHGM, kiracı olduğum kuruluş DHMİ. Buradan yazı aldığımda orada geçerli olmuyor… Benzer durumlar var... Yani işlemler uzuyor.. Süreç uzuyor.. Bunları hızlandırmak lazım... Anlatmak lazım… Anlatabileceğimiz kişileri bulmak lazım… Biraz zor oluyor ama bu işlemleri hızlandırabilirsek hepimiz daha başarılı noktalara geleceğiz. İlgili kurumlara diyorum ki işleyen bir müesseseyi değil, yeni başlayan bir müesseseyi denetleyeceksiniz... Ne yapabiliriz diyorlar, sırayla herkesi denetleyeceğiz diyorlar... Ne zaman bize sıra gelir diyorum, cevap veremiyorlar… Maalesef bu durumu çözmek zorundayız. Yurt dışında yeni bir firma açılacağı zaman tüm kamu kuruluşları hemen bana gel şunu şöyle yapalım bunu böyle yapalım gibi şeyler söyler. Aynı sektöre birden fazla kişi girmek istediğinde onlara da yardımcı olmak isterler, çünkü bu sefer rekabet oluşacaktır ve rekabetin olduğu yerde maliyetler ucuzlar ve sonuçta son kullanıcı hep bu işten menfaat sahibi olur. Devlet işçisini istihdam ettirir. Vergisini alır, kirasını alır. Yani aslında rekabetten kaçmak yerine rekabete açık olmalıyız. Kim ne isterse verilmeli… Devlet üretmeli, alternatif bulmalı, yardımcı olmalı. ![]() Röportajlar
|
|||||||